Arka Kapak: Gelecek Sosyalizmdir

GELECEK SOSYALİZMDİR

Sovyetler Birliği…

Polonya, Macaristan, Çekoslovakya, Doğu Almanya, Bulgaristan ve nihayet Romanya…

Ne oluyor?

Bütün bu ülkelerde neler oluyor? Bir devrim mi? Bir karşı devrim mi?

O halde devrim nedir ve karşı devrim nedir?

Bugün dağarcığımızdaki kavramlar, yaşanılan alt üste oluşa denk düşen yeterlilikte midir? Bizim anladığımız anlamda bir karşı devrimden söz etmek için iktidarda devrimci bir sınıfın bulunması gerekmez mi? Ya da bizim anladığımız anlamda bir devrimden söz etmek için iktidarı ele geçirmek isteyen sınıfların devrimden yana olmaları gerekmez mi? Her halk hareketinin devrimci bir hareket olduğunu söyleyebilir miyiz? Bugün Doğu Avrupa ülkelerinde gözlenen halk ayaklanmaları mevcut yönetimleri yerle bir etmektedir. Tam bir kaos yaşanmaktadır. İşçi-köylü diktatörlükleri ile hiç bir ilgisi kalmayan, bir avuç bürokratın diktatörlüğü haline gelmiş baskıcı yönetimler birer birer yıkılmaktadır. Bu ülkelerin halkları,gasp edilmiş bulunan kendi iktidarlarını geri mi almaktadırlar? Yoksa gelişmeler çok başka yönelimlere mi gebedir? Bugün hemen herkes, gelişmeleri kendi istediği gibi olması bakımından değerlendirmeye çalışmaktadır. İyimserlik ve kötümserlik iç içe geçmiş ve şaşkınlık herkesin paylaştığı bir ortak duygu olmuştur. Bugünkü gelişmeleri tanımlayıcı en yeterli kelime belirsizliktir.

Tarihte öylesi anlar vardır ki, onlarca yılın süzülüp gelen birikimini içine sığdırır. Tarih bu anlarda şaşırtan bir öğretmen olarak görevini yerine getirir. Artık “geçmiş” kelimenin gerçek anlamıyla geçmiştir. Bir dönem tarihe karışmaktadır.

Son bir iki aydır Doğu Avrupa’da tam bir alt üst oluş süreci yaşanırken, her geçen gün yeni bir sarsıntının haberi geliyor. Olayları günü gününe izlemekte yeterli olmuyor, günün değişik saatlerinde her yeni haber bülteninde köklü bir değişimin haberini almak artık olağanlaşıyor.

Ve yine bugünlerde sömürücülerin, emperyalistlerin, halklara kan kusturan diktatörlerin, savaş kışkırtıcılarının, sınıf uzlaşmacılarının zafer ve sevinç çığlıkları ortalığı kaplamış durumdadır.

Hepsinin ağzında aynı sözler var: “Sosyalizm tükendi”, “Marksizm iflas etti”, “Hür Dünya savaşı kazandı”…

Sosyalizmin tükendiğini iddia edenlere soruyoruz: İnsanın insanı sömürmesi son buldu mu? İnsanlığın özgürleşme ideali bitti mi?

Bu sorulara olumlu yanıt verilemeyeceği ortadadır. Sosyalizm insanın insanı sömürmeyeceği ve insanlığın özgürleşme idealini gerçekleştirme olanaklarını yaratmaya yönelik bir toplum projesi olarak bu hedeflere ulaşılmadan tükenmez. Tükenen revizyonizmdir, tarihe gömülmekte olanlar ise bürokratik diktatörlükler…

Yaşananlara iyi bakın, orada sosyalizmin tükenişini ve proletaryanın tarih sahnesinden çekilişini değil, devrimin, o kendine özgü ilerleyişini göreceksiniz:

“Proletarya devrimleri durmadan kendi kendilerini eleştirirler, her an kendi akışlarını durdururlar, yeni baştan başlamak üzere, daha önce yerine getirilmiş gibi görünene geri dönerler; kendi ilk girişimlerinin kararsızlıkları ile, zaafları ve zavallılığı ile alay ederler; hasımlarını, salt topraktan yeniden güç almasına ve yeniden korkunç bir güçle karşılarına dikilmesine meydan vermek için yere serermiş gibi görünürler; kendi amaçlarının muazzam sonsuzluğu karşısında, boyuna, daima yeniden gerilerler, ta ki her türlü geri çekilişi olanaksız kılıncaya kadar ve bizzat koşullar bağırıncaya kadar:” (K. Marx)

YAŞASIN SOSYALİZM