Demokratik Öğrenci Hareketinde Yeni Mücadele Kanalları; Kampanyalar – Ocak 1992

Bugün demokratik öğrenci hareketinde yaşanan tıkanıklığın aşılabilmesinde yeni /gelişkin politikaların üretilebilmesi ve bu politikaların en geniş öğrenci kitlesine taşınmasını sağlayacak yeni araçların yaratılması büyük önem taşıyor. Demokratik Öğrenci Hareketi’nin daha geniş bir kitleyi, daha geniş bir hareket alanında kucaklayabilme gereksiniminin çözümü; eski araçların yanında, yeni politika alışkanlıkları kazandıracak farklı ve ..etkili mücadele araçları yaratmaktan geçiyor. Öğrenci kitlesine egemen olan kültürel-siyasal atmosferi de parçalayacak adımlar atmak, üniversitelerde demokrasi mücadelesinin gelişimini hızlandıracak önemli bir hedef olarak; kavranmalıdır. Ancak bu süreçler üzerinden yaratılacak yeni ilişkiler ve mücadele alanlarıyla Demokratik Öğrenci Hareketi’nin içinde bulunduğu sorunların aşılmasında ciddi ilerlemeler yaşanabilir. Son dönemde yeni biçimler ve farklı iletişim kanalları yakalamaya çalışan öğrenci hareketinin, yaşama geçirmeye çalıştığı Kampanyalar süreci bu açıdan önem taşıyor.

Devrimci Gençlik’in önerisiyle Ankara., ve İstanbul’da yaşama geçirilmeye çalışılan “Özgürlük İstiyoruz ” ve “A3+1′ Kampanyaları eksiklik ve yetersizliklerine karşın gerek aktardıkları deneyimler ve gerekse de politik sonuçları bakımından değer taşıyorlar.

Demokratik Öğrenci Hareketi’nin özellikle son dönemde gerçekleştirdiği kampanyalar süreci, gerek önceki dönemin pratik eleştirisini içermesi gerekse de yeni dönemin problemlerinin aşılması için atılmış adımlar pozitif önermeler olarak olumludurlar. Bunların yanı sıra kampanyaların önemli bir politik sonucu da, Devrimci Gençlik’ in diğer siyasi gençlik grupla-arasındaki farklılığın belirlenmesinde pratikte gördükleri işlev oldu. Bu kampanyalarda eski araçların yanı sıra tiyatro, DKÖ’lerle işbirliği, panel dinleri gibi etkinliklerin gerçekleştirilmesi hedeflendi. Bu kampanyaların tüm yükü Devrimci Gençlik’in ve kampanyalara ilgi duyan demokrat öğrencilerin omuzlarındaydı. Bu durum, .Devrimci Gençlik açısından Demokratik Kitle Örgütlerine ve öğrenci hareketine bakıştaki farklılığın somutlanması ve diğer siyasi gençlik hareketleriyle olan ayrımların ortaya konulması çabalarının doğal bir sonucu olarak ortaya çıktı. Demokratik Öğrenci Hareketinin içinde bulunduğu sorunların ancak pratiğin çözücülüğünde aşılabileceğinden hareketle gerçekleştirilen kampanyaların temel amaçlarından bir tanesi, gerek kampanyanın üretimine gerekse sonuçlarına sahip çıkılmasına tüm öğrenci kitlesini Katabilmekti.

***

 

Ankara üniversitelerinde Ekim ayı sonu ile Kasım ayının ilk günlerinde başlatılan ve .dönem sonuna dek sürdürülmesi hedeflenen “Özgürlük İstiyoruz ! Kampanyası’nın gelişimi oldukça ilginç özellikler taşıdı.

Özgürlük Kampanyasının ilk evresini, soru işaretlerinden oluşan afişlerin üniversitelerin her yanını kaplayacak bir biçimde asılmasından oluşuyordu. Bu afişlerin asılması, öğrencilerin ilgi ve meraklarının uyanmasına neden oldu. Kitlesel bir tartışma ivmesinin nasıl yaratılacağı ve değerlendirileceğine ilişkin önemli ipuçları yakalandı. Kampanyanın ikinci evresinde “Özgür” tiplemesine ve Özgür’ün konuşmalarına geçildi. Tiplemesi yapılan Özgür afişleri konuşma balonlarıyla birlikte tıpkı soru işaretleri gibi üniversitenin bütün alanlarına yayıldı. Özgür tiplemesi kampanyayı yürütenler tarafından üretilmiş fakat onlar gibi olmayan tam bir YÖK öğrencisiydi. Sorunlarının bilincinde olmayan, duyarsız, düşünmemeye, görmemeye, duymamaya çalışan, “düzenin genç kalıplarına “uyan bir öğrenciydi. Kampanyanın son aşamasında ise “Nasıl bir ülkede, nasıl bir üniversite istiyoruz ?” sorusuna yanıtların verildiği, 18 maddeden oluşan üniversite gençliğinin istemleri “Özgürlüğe Aralanan Kapı” motifiyle işlendi. Bu kapıyı açabilecek kadar özgür müyüz?” sorusu değişik ve çarpıcı afiş çalışmalarıyla birlikte gündeme getirildi. Kampanyanın tüm sorumluluğunun ve pratik sürdürücülüğünün yalnızca Devrimci Gençlik tarafından üstlenilmesi, kampanyanın kapsamlı bir şekilde genişletilerek yeniden üretilmesinde karşılaşılan güçlükler, yalnızca üniversiteyle sınırlı kalınması, ve karşılaşılan mali sorunlar kampanyanın sürece yayılmasında sıkıntılar yarattı ve kampanya umulan hedeflere ulaşılamadan sona erdi. Kampanyanın özellikle son dönemde basit bir “afiş sök- afiş yapıştır ” eylemine dönüşmesi engellenemedi. ODTÜ’ nün bazı bölümleri dışında, Kampanyanın kitlesel düzeydeki olumlu sonuçları süreklileştirilemedi.

İstanbul üniversitelerinde de “Özgürlük İstiyoruz” kampanyasıyla, hemen hemen aynı zaman dilimi içerisinde İÖDF’ nin “A3+1″ kampanyası yaşama geçirilmeye çalışıldı. A3+1 simgesiyle üniversite gençliğinin istemleri somut olarak ortaya konulmaya çalışıldı. Başta ” A3+1 “afişleri dikkat çekici ve yer yer zengin grafik çalışmalarla birlikte tüm üniversitelere asıldı. A3+l’in ne anlama geldiğinin YÖK’ün kuruluş yıldönümü olan 6 Kasımda açıklanacağı belirtildi. 6 Kasım günü de hemen tüm İstanbul üniversitelerinde düzenlenen forumlarla A3+l’in 3 Acil Sorun’un (Polis işgali, Paralı eğitim, YÖK) çözümü + Yönetimde söz hakkı istemlerini içerdiği açıklandı. Kampanyanın üniversite sınırları içerisinde kalmasını önlemek için dışarıda sokak gösterisi ve yürüyüş düzenlendi. Fakat gericilerin, devrimcilerin mücadele ederek kazandıkları mevzilere saldırmaları sonucu kampanya süreci önemli ölçüde sekteye uğradı.

Her iki kampanyada da yaşanan sorunlar bugün en geniş biçimlerde tüm boyutlarıyla tartışılmaya çalışılıyor. Yeni ilişki biçimleri, yeni mücadele alanları bu tartışmalarında sağlıklı bir tarzda yeniden üretilmeli…

 

İÖDF FEDERASYON NEREYE?!

23 Aralık tarihinde yapılan 1. Olağan Genel Kurulu oturumu ile bir yıllık çalışma dönemini noktaladı. Yapılan oturumda, derneklerden gelen delegelerin yoklamasını ve ardından, divan seçimini tamamlayan MYK, tüm yetkilerini İÖDF’nin en yüksek iradesine, yani Genel Kurula devrederek kendisini feshetti. MYK, son olarak bir yıllık raporunu Genel Kurul’a sundu.

* * *

İÖDF’nin bir yıllık sürecine bakıldığında ilk belirlenmesi gereken, dönemin ve yaşanan koşulların bizlere yüklediği sorumluluklara uygun hareket edilmediğidir. Kurultay’da perspektif düzeyinde belirlediğimiz, tüzükte de iç işleyiş mekanizmalarını tanımladığımız, kitlenin militan eylemine dayanan, üniversitenin en yalın sorunundan Kürt ulusunun kendi kaderini tayin etme mücadelesini desteklemeye, kadın mücadelesinden, kültür sanat alanında üstün körü yaklaşımları terk ederek alternatifler üretmeye dek uzanan çok yönlü bir çalışma tarzının yaşama geçirilememiş olmasıdır. Bu durum İÖDF’nin tüm örgütsel işleyişini de etkilemiştir.

Burada öncelikle bir yıllık İÖDF sürecinde yaşanan sorunların en belirleyici olanına, birim dernek-federasyon ilişkisine değinmek gerekiyor.

İODF’nin işlevi, kendi özerk işleyişleri ve etkinlikleri olan öğrenci derneklerini bir üst düzeyden yönlendirmek, onların etkinliğini farklı .bir düzeyden bütünsel olarak yeniden üretmektir. İÖDF’nin bunu başarabilmesi, karar (OTK) ve yürütme (MYK organları aracılığıyla birimlerle buna uygun bir ilişki kurması ve birimlerin de üretken ve canlı bir işleyjşe sahip olması ile olanaklıdır. Bir yıllık İÖDF pratiğinde en temel sorun bu noktadadır. Merkezi örgütlenme İÖDF ile birim dernekler arasındaki ilişki; üretken, canlı, birbirini güçlendiren biçimde gelişmemiştir. Birimler merkezi örgütün kurulması ile birlikte daha üretkenleşeceğine, harekete geçmek için Federasyon’u bekler duruma gelmiştir. Biçimlerde kitle çalışması yapılamamış, dolayısıyla, İÖDF’nin merkezi olarak belirlediği programlar da yaşama geçirilememiştir. Bu durumun doğal bir sonucu olarak da temsil ve yürütme kurumlarının işlevleri birbirine karışmış, bulanıklaşmıştır. Birimlerin politika tartışıp üretemiyor oluşu, ÖTK’yı bir temsil kurumu olmaktan çıkarmış, onun yerine .temsil işlevini, «gerçekte bir yürütme organı olan (ÖTK’nın aldığı kararları yaşama geçirmekle yükümlü) MYK üstlenmek zorunda kalmıştır. Öğrenci derneklerindeki politik gençlik grupları zemininde oluşan MYK’nın temsil kurumu haline dönüşmesi derneklerin değil, siyasi gençlik gruplarının temsil edilmesi anlamına gelmektedir. Bu ise, federasyonun niteliğinde bir değişiklik ortaya çıkarmaktadır. MYK’nın -bugün için- sadece varolan siyasal gençlik gruplarını içermesi de, öğrenci gençlik hareketinin darlaşmış, “politize” olmuş, durumunun bir sonucudur. Dolayısıyla MYK, siyasal gençlik gruplarının politik perspektiflerinin “temsil” edildiği bir yer konumundadır.

Üzerinde durulması gereken ikinci bir sorun da, üye grupları-federasyon ilişkisidir. Bilindiği gibi, üyeler tüzükte belirtilen işleyiş uyarınca tüm üyelik haklarından grup oluşturarak da yararlanabilirler. Ve federasyon, üyelerin grup olmaktan gelen haklarını (gizlilik vb) korumakla yükümlüdür.

Ancak. Federasyon’un kendisinin tanımlamış olduğu bu ilişkiye yine kendisinin müdahale edebilme ve onu düzenleme hakkı vardır. Bu Federasyon’un asgari disiplinini sağlayan bir özelliktir. Bir yıllık Federasyon süreci bu asgari disiplinin ayaklar altına alınışının örnekleriyle doludur. Birileri için sorun, sadece dar grup çıkarları olunca kendi gerçekliklerini İÖDF’ye dayatmaya çalıştılar. Çünkü, bugün “İÖDF’nin sorunu, başındaki sağ-pasifist anlayıştı” ve “onunla mücadele etmek için İÖDF’de bulunmak” gerekiyordu.

Federasyon ile üye gruplar arasındaki ilişkinin diğer bir yönünü de üyelik sorumlulukları oluşturur. Programatik çelişki olmadığı durumlarda üyeler Federasyon’un yetkili organlarınca alınan kararlara uymak, alınan kararları yaşama geçirmekle yükümlüdürler.

İÖDF Genel Kurul’u, İstanbul demokratik öğrenci hareketinin merkezi örgütlenmesi olarak, tanımlamaya çalıştığımız sorunları çözecek, gelecek yıla ilişkin politik hat ve çalışma tarzına ilişkin netliklere varacak bir misyona sahiptir. Öğrenci hareketinin “daraldığı” “gerilediği” tespitlerinin yapıldığı şu dönemlerde genel kurulun işlevi daha da belirmektedir.

Gelinen bu noktada genel kurula ilişkin değinilmesi gereken birkaç nokta var. Demokratik öğrenci hareketinin gerilediğini tespitinin hemen hemen bütün gruplarca yapıldığı bu dönemde, İÖDF genel kurulu var olan durumla çelişik bir tablo sergilemektedir. Geçen yıl 108 delege ile yapılan kurultay, bu yıl 150’nin üzerinde delege ile yapılmıştır. Federasyona üye olan tüm gruplar (Devrimci Gençlik hariç) delege sayılarını geçen yıla göre önemli ölçüde arttırmıştır. Buna karşın İÖDF çatısı altında harekete geçirilebilen öğrenci sayısı sürekli azalmaktadır. Bu sayının 100-120 dolayında olduğunu düşünürsek; genel kurul delegelerinin üçte ikisine varan bir bölümünün federasyon eylemliliklerine dahi katılmadıkları ortaya çıkmaktadır. Bu bir samimiyetsizliğin ifadesidir. Bir kez daha uyarıyoruz, sorun, federasyonun MYK’sının “ele geçirilmesi” sorunu değildir. Bunun üzerinden yürütülecek politikalarla da demokratik öğrenci hareketinin bir yere varabilmesi mümkün değildir. Bu noktada kendinizi hiç kandırmayın. Birlik olsun diye birlik yapılmaz.

Eğer gençliğin devrimci eyleminin birliğinin örgütsel ifadesi haline getirmeye çalıştığımız İODF, diğer siyasi gençlik gruplarının sorumsuzca davranışlarına feda edilmek isteniyorsa, Devrimci Gençlik’in buna alet edilmesine izin vermeyiz. Şurası çok net anlaşılmalıdır ki, Devrimci Gençlik bundan sonra diğer gençlik gruplarının demokratik öğrenci hareketini zaafa uğratacak , kendi grup çıkarlarını İODF’ye yamamaya çalışmalarına ortak olmayacaktır.

Kurultay aritmetiğinin olanak sağladığı ölçüde her türden iğdiş edici etkiye karşı, federasyon iradesini yükseltmeye yönelik kararlar alınmalıdır. Yaşanan bir yıllık süreçteki en önemli sorun olan birim derneklerindeki işleyiş düzenlenmelidir. Anfi komiteleri, birim derneklerin kitleye açılan yaşam damarları olarak kavranmalı ve kitle çalışmasının olmazsa olmaz koşulları arasında yer almalıdır.Birim dernek çalışmasının hizmetine bir dizi olanağı sunacak olan derneklerin yasallaşması sürecine artık ciddi yaklaşılmalıdır. Birim dernekler tanımlı işleyişlere kavuşturulmalıdır. Genel Kurul denetime açık üyelik kriterleri ( toplantılara, çalışmalara katılım,… ) netleşmelidir. Asgari olarak bu kriterlere sahip derneklerle federasyonun ilişkisi dernek tabanının en demokratik temsilini ifade eden OTK üyeleri aracılığıyla gerçek anlamına kavuşturulmalıdır. Federasyon, tüm çalışmalar ( bildiri, gösterilere, katılım, asgari işleyiş) konusunda birimlerden raporlar almalı ve birimleri böylelikle sürekli denetim altında tutmalıdır. OTK üyelerinin dernek ve federasyon tarafından sürekli denetlediği ve aksaklık durumunda geri çağırabilir olduğu canlı bir işleyiş hakim kılınmalıdır. IODF demokratik öğrenci kitlesinin bütününü kapsayan çok yönlü bir çalışmanın içeriğini ye ona uygun çalışma tarzını belirleyebilmesi, canlı üretken mekanizmalarla bu çalışmayı yaşama geçirebilmelidir.

İstanbul demokratik öğrenci hareketini ayağa kaldırmak için ne bekliyoruz? Godot’yu mu?

Gelmeyecek!