Demokratik Üniversite Kurultayı Yapıldı Üniversiteliler Üniversiteyi Tartıştı – Demokrasi Üniversitesi Kurultayı Sonuç Bildirgesi

Türkiye Üniversite Öğrencileri Koordinasyonu, 7 Mayıs‘ta İ.Ü Hukuk Fakültesi’nde ‘Demokratik Üniversite Kurultayı Türkiye Buluşması’nı gerçekleştirdi.

5 ay boyunca Türkiye’deki 32 ayrı üniversitede, yerel atölye faaliyetleriyle örgütlenen kurultay; neo-liberal üniversitenin kurucusu olacak “YÖK yasaları” ile üniversiteler üzerinde başlayan iktidar savaşımının tüm sıcaklığıyla ülkenin gündemine oturduğu bir dönemde, süreçten sürekli dışlanan üniversite bileşenlerinin sesini ve taleplerini, Hukuk Fakültesi’nde kurduğu demokratik üniversite kürsüsüne taşıdı.

Öğrenci Koordinasyonu kurultay çalışmasına başlarken, sistemin tüm dışlayıcılığının karşısında açık ve kapsayıcı bir kitle faaliyeti yürütmeyi, üniversitelilerin tartışma ve karar süreçlerine en geniş katılımı sağlayacakları kanalları yaratmayı ve demokratik, özgür ve üretken bir üniversite pratiğini hayata geçirmeyi hedeflemişti.Öncelikle, akademisyenlerle birlikte üniversitelilerin genel profilini belirleyecek, sorun ve taleplerini açığa çıkaracak bir anket çalışması hazırlandı ve kurultayın örgütlendiği her üniversitede bu çalışma hayata geçirildi. Üniversitelerde kurulan atölye faaliyetlerinde, düzenli açık toplantılar örgütlenmeye çalışıldı. Bir çok üniversitede akademisyenlerin ve üniversite çalışanlarının da katıldığı bu toplantılarda ülke ve üniversite gündemi, atölyenin kurulduğu eğitim biriminin ve fakültenin öznel sorunları, üniversite sistemi, işsizlik, meslek etiği, YÖK ve paralı eğitim uygulamaları gibi atölye faaliyetine katılan öğrencilerin kendilerinin belirlediği bir çok konu tartışıldı. Sadece akademik politik bir tartışma düzlemi olarak tanımlanmayan atölye çalışmalarının sonuçlarından yola çıkarak, yanmayan kaloriferlerden transkript parasına, laboratuvar eksikliğinden formasyon hakkına kadar bir dizi sorun hakkında yerel kampanya ve eylem süreçleri örgütlendi.

Demokratik üniversite istemini, bir mücadele süreci olarak tarifleyen Öğrenci Koordinasyonu, kurultay çalışması süresince üniversitelilerin taleplerini demokratik üniversite mücadelesinin araçları haline getirmeye çalıştı.

AKP-YÖK-ÜAK-sermaye ve üniversite yönetimlerinin üniversiteyi, çıkar çatışmaları içinde, tepeden bir zorlamayla sokmaya çalıştıkları neoliberal reform sürecinin karşısında alternatif bir üniversite tasarımının içeriği, yerellerde örgütlenen çalışmalarda “nasıl bir üniversite istiyoruz?” sorusuna verilen cevaplarla şekillendirildi. Bununla birlikte kurultay çalışmaları boyunca, üniversiteler üzerindeki egemenlik kavgasına sadece üniversite bileşenlerinin taleplerinin ortaya çıkarılmasıyla değil, bu talepleri en etkin biçimde dillendirecek, meşru militan eylem süreçlerinin örgütlenmesiyle de aşağıdan müdahale kanalları yaratılmaya çalışıldı. Kurultaya katılan illerdeki üniversiteliler, illerin koşullarına göre üniversite bileşenlerini buluşturan yerel kurultay ve etkinlikler yaparken, aynı süreçte örgütledikleri YÖK Yasa Tasarısı karşıtı eylemlerde akademik mücadeleyi militan bir mücadele süreciyle birleştirdiler.

5 ayın sonunda, biriktirdikleri tartışmalar ve önerileriyle 7 Mayıs Kurultayı’nda buluşan üniversiteliler, birikimlerini burada ortaklaştırdılar. Çeşitli eğitim birimlerinden 7 akademisyen ve üniversite bileşenlerinin örgütlü oldukları Eğitim-Sen, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği, Tez-Koop-İş sendikası ve Araştırma Görevlileri Derneği temsilcileri kurultayda kendi alanlarının sorunlarını dillendirip, üniversite sistemini tartışmaya açan konuşmalar yaptılar. Kurultayın forum kısmında ise, tüm katılımcılar eğitim sistemine ve YÖK Yasası’na dair görüşlerini belirtip, taleplerini ortaklaştırdılar. Demokratik Üniversite Kurultayı’na TMMOB, TTB, Petrol-İş gibi çeşitli emek örgütleri de destek verdi.

Demokratik Üniversite Kurultayı, üniversite bileşenlerini üniversiteye ve kendi sorunlarına yabancılaştıran tüm dışlayıcı düzeneklerin karşısında, üniversitenin gerçek sesini duyururken, üniversitelere yönelen saldırılar karşısında üniversite bileşenlerinin ortak bir mücadele zemininde buluşabilme koşullarının arttığını gösterdi. YÖK Yasa Tasarısı’nın ana gündemlerden birini oluşturduğu Kurultay’da, üniversite bileşenleri tüm yukarıdan dayatılan tüm YÖK tasarılarına karşı üniversitenin direnişini örgütleyeceklerini söylediler ve mücadele çağrısı yaptılar. “Demokratik Üniversite Kurultayı” örgütleniş aşamasından sonuçlarına kadar gençliğin demokrasi ve mücadele anlayışının yaşam bulduğu bir demokratik üniversite pratiği oldu.

DEMOKRATİK ÜNİVERSİTE SONUÇ BİLDİRGESİ

Türkiye’nin 32 üniversitesinde yaklaşık 5 aydır sürdürdüğümüz kurultay çalışmalarımızı, bugün gerçekleştirdiğimiz Türkiye Kurultayı ile birlikte noktalıyoruz. Uzun zamandır üniversiteler üzerine YÖK ve AKP arasında süren tartışmanın üniversitelerin gerçek taleplerini kapsamadığını ve üniversitelerin gerçek sahiplerinin bu tartışmadan sürekli dışlandığını ilk olarak 6 Kasım Kızılay eylemiyle dile getirmiştik.

Demokratik Üniversite Kurultayı tarafı olmadığımız bu tartışmaya ilerici bir alternatif yaratarak, üniversitelerimizin temel sorunlarını tartışarak çözüm üretebilme fikriyle ortaya çıktı. Tartışmanın başında da belirttiğimiz ve bugün de AKP hükümeti tarafından meclise gönderilen yasa tasarısında olduğu gibi, tartışmalar hangi tarafın lehine sonuçlanırsa sonuçlansın zarar gören üniversiteler olacaktır. Bu sürecin, üniversitelerin ve toplumun lehine çevrilebilmesi için öncelikli olarak YÖK yasası geri çekilmeli ve YÖK dağıtılmalıdır.

Üniversite bileşenlerinin örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm yasaklar kaldırılmalı ve üniversite bileşenlerine söz, yetki, karar hakkı verilmelidir. Üniversiteler arası eş güdümü sağlayacak bir kurum ve yeni bir yasa taslağı üniversitelerin gerçek sahipleri tarafından yeniden oluşturulmalıdır.

Bugün üniversitelerimizde ve eğitim sistemimizde köklü sorunlar bulunmaktadır. Sermaye programları etrafında uygulanan politikalar sonucu, bilimsel bilginin ve toplumsal sorunlara çözümlerin üretildiği mekanlar olması gereken üniversitelerimiz gerçek misyonunu yitirmiş ve sermaye için ucuz iş gücü yetiştiren ve toplum için değil sermaye için bilim üreten kurumlar haline getirilmiştir. Bilgiyi pazarlanabilen teknolojiye indirgeyen, üniversitelerdeki her türlü hizmeti paralılaştıran yeni liberal eğitim politikaları en nihayetinde üniversitelerin eğitim sisteminden ders işleme metodlarına, ders geçme sistemine, üniversite sonrası iş bulmaya ve üniversitedeki gündelik sosyal yaşama kadar, piyasanın girişimcilik rekabet ve kar mantığını eğitimde hakim kılmaktadır. Üniversitelerin toplum için bilim üreten kurumlar olması için, üniversite sermaye işbirliğine son verilmelidir. Sermaye politikaları sonucunda ortaya çıkan öğrenci işçi çalıştırılması ve üniversite çalışanlarının güvencesiz çalıştırılması ve taşeronlaştırılması, sermayenin ihtiyaçlarına göre düzenlenen proje araştırma faaliyetleri gibi uygulamalara derhal son verilmelidir. Üniversiteler kamusal alanlar olarak yeniden yapılandırılmalı , parasız bilimsel ve nitelikli eğitim veren kurumlar olmalıdır. Ana dilde eğitim hakkı tanınmalı, barınma ve sağlık gibi her türlü sosyal hizmet parasız olmalıdır.

12 Eylül askeri darbesi ile kurulan YÖK sistemi yıllarca bir çok öğretim üyesinin ve öğrencinin üniversitelerden atılmasına neden olmuş, üniversitelerimiz polis işgaline açılarak birer karakol haline getirilmiştir. Sermayeye serbest dolaşım hakkının sunulduğu sömürge üniversitelerinde üniversite bileşenlerinin söz ve karar hakkı yoktur ve en ufak demokratik talepleri dahi soruşturmalarla cevap bulmaktadır. Üniversiteler üzerindeki tüm yasakların ve baskıların kaldırılması için, bugüne kadar açılmış tüm soruşturmalar geri alınmalı ve üniversitelerdeki polis işgaline son verilmelidir.

Bizler üniversite bileşenleri olarak, bu talepler doğrultusunda mücadelemize devam edeceğiz. Unutulmamalı ki, üniversitelerin gerçek sahipleri üniversitelere hakim olmaya çalışan YÖK,AKP ya da sermaye değil, üniversite bileşenleri, yani öğretim üyeleri üniversite çalışanları ve üniversite öğrencileridir.