Dünya Yaşlandı, Gençlik değişim istiyor

Dünya, her tarafta süren savaşlar, yıkımlar ve kırımlarla bir acılar coğrafyası haline geldi. Gelecekten ümitsiz kitleler bugünü idare etme savaşında hayatta kalma yarışındalar. Siyasetin, ticaretin vaatleri ile gerçekler arasındaki açı katlanılamaz hale geliyor. Herkese barış, mutluluk ve huzur dileyerek biten ana haberlerde savaş, hüzün ve güvensizlik haberleri yayımlanıyor. Kapitalizm yönetemiyor, yarattığı tahribat ezilenlere yaşam şansı dahi tanımıyor. Uygarlık bir çürüme ve çöküntü içinde dört nala barbarlığa, daha çok talana, daha çok sömürüye doğru koşuyor. Gençliğe sunulan gelecek de bu temel üzerinde yükseliyor. Artık kendi başında ayakta duramayan bu ihtiyar dünya, gençliğe bir gelecek sunmuyor.
Kapitalizm tüm dünyada giriştiği neo-liberal saldırı programı ile eğitimi paralı hale getirdiğinde yalnızca cebini dolduran patronlar ve kendi kaynaklarını oluşturan üniversiteler yarattığını düşünüyordu. Tüm dünyada yükseköğretimin kitleselleşmesi, yükselen harç ücretleri, üniversite içi hizmetlerin ticarileşmesi gibi yapısal dönüşümleri dayatan neo-liberal kapitalizm dünya gençliğinin büyüyen öfkesiyle yüzleşmekten de kaçınamadı. 2008 krizinden bu yana Avrupa’da ve Latin Amerika’da sokaklara taşan gençlik eylemleri bugün tüm dünyada topyekün sistem karşıtı bir hareket halini alma potansiyeline erişiyor.
Eğitim alanındaki piyasacı saldırganlık, dünya gençliği için eğitimin ulaşılabilirliğini kısıtlamaktadır. Çoğu genç için üniversiteler, iyi eğitim almak ve iyi meslek sahibi olmak için gidilen bir yer haline getirildiği halde, neo-liberal üniversite modeli bu beklentileri karşılamaktan yoksun haldedir. Özellikle yeni sömürge ülkelerde üniversiteler, iktidar ve sermaye sahiplerinin arka bahçesi haline getirilen yerler olarak inşa edilmektedir. Bilim üreten ve üretilen bilginin toplum yararına kullanımı gözeten üniversite yerine meslek edindirme kursunu çevrildiği halde gençliğin gelecek beklentilerini karşılayamamaktadır.
Yaşlı dünya kirlidir
Yarattığı sömürü, talan, yoksulluk, geleceksizlik düzenini sorunsuz yönetme şansı kalmayan kapitalizm dünyayı, savaş, ırkçılık, gericilik, cinsiyetçilik ve yoğun baskı biçimleriyle yönetmeye çalışıyor. Üniversite gençliği tüm bu saldırganlık karşısında en ciddi yarayı alan ve en güçlü karşı koyuşları sağlayan pozisyonda duruyor. Paralı eğitime, ırkçılığa, anadil yasağına, kemer sıkma politikalarına, baskılara karşı dünya halklarının eşitlik ve özgürlük davasını, kendi mücadelesinde ileri taşıyor.
Hindistan’da ırkçı kast sistemine, Bangladeş’te cihatçı çetelerin üniversite öğrencilerine yönelik katliamına, Fransa’da iş reformuna, İtalya’da piyasacı “iyi okul reformu”na, İspanya’da neo-liberal eğitim reformuna, Brezilya’da kemer sıkmaya, Şili’de paralı eğitime ve eşitsizliğe, Honduras’ta piyasacı akademik reformlara, Peru’da usulsüzlüklere, Meksika’da devlet şiddetine ve paralı eğitime, Papua Yeni Gine’de yolsuzluklara, Güney Afrika’da harç zamlarına ve ırkçılığa, Sudan’da fişlemeye, Nijerya’da okulların özelleştirilmesine, Mısır’da rejim baskısına, Filistin’de İsrail işgaline karşı direnişler sürüyor. İşgaller, boykotlar, yol kesmeler, kitlesel eylemlerle parasız eğitim, eşitlik, özgürlük için ilham verici direnişler olarak ortaya çıkıyor. Kolektif mücadele ve örgütlenmeye dair yeni hareketlenmeler tarihe yazılıyor.
Gençliğin gündelik sorunları siyasallaşıyor. Kapitalizmin günlük hayata, eğitime yönelik saldırıları toplumsal krizler yaratıyor. Dünya gençliği bu krizlerin içinde yeniden tarihsel özne olarak kendini öne atıyor. Kapitalizmin bu krizleri çözmeye dair alternatifi yok. Bu krizlere rağmen sistemi sürdürmek için de barbarlığa mahkum. Ancak barbarlığın karşısında gençliğin değişim talebi de kampüslerden, kent meydanlarına akıyor. Uygarlığın çürüme ve çözülme süreci ile yeniden inşası iç içe geçmiş duruma geldi. Kadınlara, işçilere, gençlere ve tüm ötekilere yaşam şansı vermeyen kapitalizme karşı mücadelede dünya gençliği yeni olanın inşasında yer alıyor.
1 yıl önce yapılan araştırmaya göre Avrupa’da ve ABD’de gençliğin sosyalizme duyduğu ilgi artmış durumda. YouGoy araştırma şirketi tarafından yapılan araştırmaya göre, Alman gençlerin %45’i, İngiliz gençlerin %36’sı, ABD’li gençlerin ise %29’u sosyalizmi olumlu buluyor. Bu rakamlara geçmiş yıllara göre artmış durumda. Kapitalizmin kaleleri niteliğindeki bu ülkelerde dahi gençlik sosyalizmi, kapitalizme göre daha olumlu buluyor.
Toplumdaki özgün konumu gereği, siyasi saflaşmasını ideolojik gerekçelerle yapan gençlik, kapitalizmin bir geleceği olmadığının farkında. Hem farkında hem de bugün onu yıkma kavgasında barikatın ön saflarında. Farklı nedenlere, farklı ülkelerde ortaya çıkan farklı biçimlerdeki gençlik eylemlerinin sloganlarında, afişlerinde, pankartlarında beliren ortak bir duygu, ortak bir yön ortaya çıkıyor. Gençlik tüm dünyada değişim istiyor. Eşit ve özgür insanların dünyasına giden yol, basit itirazlarla, ufak tefek ve zararsız isyanlarla dolu. Dünyayı yönetenlerin hor gördüğü, şiddetle bastırdığı o ilk kıpırtılar, fırsatını bulduğu her gedikten akan güçlü bir ırmak gibi aşındırıyor kalın duvarları. Dünyayı saran, diktatörleri, sermayedarları ürküten bir ses yükseliyor genç seslerden: Dünyayı biz değiştireceğiz.