Gençliğin Bitmeyen Tartışması: Demokratik Kitle Örgüt İlkeleri, İşleyişi ve Mücadelesi – Mart 1998

Öğrenci cepheleri ve koordinasyonlarının, demokratik kitle örgütü işleyişine uygun olarak yaygınlaşması ve gelişmesi, üniversiteye yeni gelen muhalif öğrencilere ise şu anki işleyişin “doğru olan” olmadığını vurgulamak amacıyla gençliğin mücadele örgütüne ilişkin tartışmaları yineleme ihtiyacı duymaktayız.

95 sonrasında yükselen gençlik mücadelesi “öğrenci cepheleri ve koordinasyonlarının belirleyiciliğinde gelişen bir süreç. Öğrenci cepheleri, gençlik mücadelesinin demokratik kitle örgütleri olarak yerellerde örgütlendiler. Ancak bu süreç aynı zamanda gençlik mücadelesinde demokratik kitle örgütü formuna uygun olmayan birçok yaklaşımı da taşıdı/ taşımakta. Bu yaklaşımların önemli bir kısmı, düzenli ve yaygın yerel faaliyetleri olmayan sosyalist gençlik gruplarının geniş demokratik kitle örgütü çalışmasında etkisizleşeceklerine ilişkin kaygılarından oluşmakta ve “sosyalist gençlik grupları platformlarının hayat damarını oluşturmaktadır. Bu yaklaşım, demokratik öğrenci hareketinin özellikle son yılında “günlük pratikte” çokça karşımıza çıkmaktadır: Herhangi bir eylemin kararı çok dar ve hukuksuz “siyasetler” toplantılarında alınmakta ve “geniş” muhalif kitle eyleme davet edilmektedir. Yani hem muhalif öğrencilerin mücadelenin öznesi yapılması (eylemin söz, karar ve uygulama süreçlerine katılımının sağlanması) engellenmekte hem de üniversite mücadelesine hiçbir katkı sunmayan, eyleme bir elin parmakları kadar insan taşınabilecek ancak sadece “örgütü” olan küçük gruplara hukuksuz platformlar yaratılmaktadır. Bu durum mücadelenin tüm muhalifleri kapsamaması ve çağrıyla bir araya gelen ve hemen dağılan “örgütsüz” bir gençlik mücadelesi sonucunu oluşturmaktadır.

Üniversiteye yeni gelen kuşaklarsa oluşan bu kültürü, “normal” işleyiş gibi algılamakta ve her geçen gün gençliğin demokratik kitle örgütlenmesine uygun davranışlardan uzaklaşılmaktadır.

Diğer yanda gençliğin kitlesel örgütlenmesini teoride “kayıtsız şartsız” kabul eden gençlik örgütlerinin pratikte “platform” ilişkilerinden kopamayan bir yaklaşım sergilemesi, öğrencilerin demokratik kitle hareketinde yanlış bilinci besleyen bir ortam oluşturmaktadırlar. Kitle örgütlenmesine ilişkin oluşan hatalı yaklaşımlar gençlik mücadelesinin tüm konularında kendisini üretmektedir.

Öğrenci cepheleri ve koordinasyonlarının, mevcut hatalı yaklaşımlardan beslenmemesi ve demokratik kitle örgütü işleyişine uygun olarak yaygınlaşması ve gelişmesi için, üniversiteye gelen yeni kuşaklara şu anki işleyişin “doğru olan” olmadığını vurgulamak amacıyla gençliğin mücadele örgütüne ilişkin tartışmaları yineleme ihtiyacı duymaktayız.

Üniversiteli gençlik, sınıfsal konumu nedeniyle değil de aydın karakterinden dolayı, ideolojik ikna oluş neticesinde hareket eden toplumsal bir kategoridir. Bu nedenle gençlik mücadelesi (işçi ve köylü gençliğin mücadelesi bulunduğu sınıfsal konumdan bağımsız değerlendirilemeyeceğinden gençlik mücadelesi derken üniversiteli gençliğin mücadelesini kastetmekteyiz) diğer mücadele zeminlerine nazaran daha siyasal ve ideolojik bir konuma sahip olmaktadır. Mücadele tarihi, gençlik mücadelesi taleplerinin salt akademik-ekonomik talepler olmadığını göstermektedir. Yine her dönemde gençlik örgütleri, ülkede yürüyen demokrasi mücadelesinin aktif bir parçasını oluşturmuşlardır.

Yeni sömürgecilik ilişkileri içerisinde olan ülkemizde, demokratik bir muhalefetin örgütlenmesi; emperyalizme, faşizme, şovenizme karşı bir mücadelenin örgütlenmesi demektir. Bir mücadele örgütünün temel rengini demokrasi mücadelesi içerisindeki yeri belirlemektedir.

Demokrasi sorunu, (“soyut” demokrasi tartışmalarını bir kenara bırakırsak) ülkemizde emperyalizmden tam bağımsızlığın sağlanması, faşist devlet yapılanmasının dağıtılması, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkının tanınması, dinsel gericiliğin ortadan kaldırılması mücadelesidir. Emperyalizmin emekçi halklara yeni saldırısı olan özelleştirmelere, Türk şovenizmini besleyen ve Kürt halkını katleden kirli savaşa karşı emekten ve barıştan yana bir direniş örgütlemek, ülkemizde demokrasi mücadelesinin temel belirleyenleri olmaktadır.

Demokratik Kitle Örgütlerinin Mücadele İlkeleri

Gençlik örgütünün ilkeleri onun hareketine, eyleminin muhtevasına ışık tutan ilkeler olmalıdır. Aksi takdirde en genel ilkeleri savunmanın pratik mücadele açısından fazlaca bir kıymeti harbiyesi yoktur. Gençlik hareketinin pratik yararına olmayan, ona hiç bir çözüm getirmeyen ilkeleri gençlik mücadelesine önermek hatalı bir yaklaşımdır.

Mücadele açısından önemli olan eylem programının ilkelerinin mücadelenin ihtiyaçlarına göre oluşturulması ve ihtiyaçları karşılayacak yetenekte olmasıdır. Gençlik mücadelesi açısından mücadelenin her döneminde farklı güncel yaklaşımlarla tanımlanan, çoğu sosyalist gençlik grubunun kabul ettiği, ilkeler mevcuttur:

Anti emperyalist olmak,

Anti faşist olmak,

Ulusların kendi kaderini tayin hakkına sahip çıkmak (anti şovenist, anti militarist olmak)

Dinsel gericiliğe karşı olmak,

Cinsel, sınıfsal ve her türlü baskının karşısından olmak,

Çevre tahribine kaşı olmak

Bu mücadele ilkeleri, emekten yana; eşitlik, özgürlük ve barış yanlısı bir mücadelenin var edilmesinin ilk koşuludur. Yani anti emperyalist, anti faşist vb. olunmadan hedefe ulaşmak mümkün değildir. Bu nedenle belirtilen ilkeler soyut genel ilkeler değil, mücadele örgütünün günlük pratiğini belirleyecek derecede hayati öneme sahiptir.

Elbette mücadele ilkelerine dair yukarıdaki sıralama daha da uzatılabilir. Ancak önemli olan bu ilkelerin eyleme yansımasıdır. Bugün üniversitelerde yürüyen mücadeleye baktığımızda bu ilkelerin eyleme yansıma biçimlerini gelişmiş muhalefet çizgileriyle olmasa da görmekteyiz. Emperyalizme ve onun emekçi halklara programının bir parçası olan özelleştirmelere, faşist devlet mekanizmasının üniversitedeki bekçilerine, sivil faşist saldırılara karşı verilen emek yanlısı mücadele vb. bu ilkelerin soyut tanımlamalar olmadığının işaretleridir.’

Gençliğin Kitle Örgütlenmeleri ve Özellikleri

Demokratik kitle örgütleri, bulunduğu alandaki anti emperyalist, anti faşist, anti şovenist tüm unsurları ve mücadele ilkelerine karşı olmayan herkesi kapsayan , bağımsız bir işleyişe ve programa sahip, demokrasi mücadelesinin parçası olan örgütlenmelerdir. Demokratik kitle örgütlenmeleri mücadelenin en geniş kesimlere ulaşması ve geniş kitleleri mücadelenin öznesi yapması açısından devrim mücadelesinde önemli yardımcı işlevlere sahiptirler. Devrimciler açısından, demokratik kitle örgütleri, sadece devrimcilerin kararlarını yayacağı kolaylaştırıcı bir araç değil, demokrasi mücadelesinin, bu anlamıyla devrim mücadelesinin aşağıdan yukarı yeşertileceği ve demokrasi kültürünün yerleştirileceği örgütlerdir.

Gençliğin demokratik kitle örgütleri üniversiter alanda bulunan gerici ve faşistler dışındaki tüm muhalif öğrencilerin içinde mücadele edebileceği, akademik-demokratik mücadele programına sahip, demokrasi mücadelesinin ve emekçi halk muhalefetinin bir parçası olan örgütlenmelerdir. Bu örgütler, bağım-sız-demokratik-kitlesel-militan özelliklere sahip örgütlenmelerdir.

Gençliğin mücadele örgütleri bağımsızdır. Gençliğin mücadele örgütleri farklı sınıfsal ve siyasal örgütlerle girdiği ilişkide bağımsız bir yapıya sahiptir. Hiç bir örgütün alt örgütü değil kendi bağımsız işleyişi ve programı mevcuttur. Kitle örgütlenmeleri içerisinde farklı siyasal programları savunan insanların/grupların varolması ve hatta bir grubun etkin olması (eğer etkinlikler demokratik kitle örgütü işleyişine uygun gerçekleşiyorsa) bağımsızlık ilkesiyle çelişmez.

2.Gençliğin mücadele örgütleri kitleseldir. Demokratik muhalefetin taleplerini gerçekleştirebilmesinin tek yolu, taleplerden çıkarı olan ve mücadele ilkelerini kabul eden tüm kesimleri mücadelenin öznesi yapması ile mümkündür. Demokratik kitle örgütü talepleri ile en geniş muhalif kesimi kapsayıcı olmalıdır. Ancak kitlesel olmak adına ilkesizlik savunulamaz. İlkesiz bir araya gelmiş bir topluluk mücadele açısından salt kafa sayısı anlamına gelir.

Mücadele örgütlerinde kitlesellik, mücadelenin tüm süreçlerinin en geniş gençlik kitlesinin katılımına ve denetimine açık olması, örgütlenme içerisinde söz karar hakkının yaygınlığına bağlıdır.

3.Gençliğin mücadele örgütleri demokratikdir Sistemin bireyi köleleştirici tüm dayatmalarının kırılması ve insanların yaşamda özne olmaları soyut bir sorun değil, insanların pratiklerine bağlıdır. Kitle örgütlenmeleri kendi sorunları için biraraya gelmiş insanları müca

delesinin özneleri haline getirir. Bu özneler, kitle örgütlenmesi içerisinde ortak söz ve karar hakkına sahiptirler.

4.Gençliğin mücadele örgütü militandır.Militanlık, taleplerini hayata geçirmek isteyen

her örgütlenmenin başarıya ulaşmasının ilkşartıdır. Sol sekter anlamlarının dışında mili

tanlık, kararlı-planlı-sebatlı bir çalışmanın varedilmesi ve amaca ulaşmak sırasında çıkan

engellere karşı, taleplerini bir kenara bırakmayan bir yaklaşımın sergilenmesidir. Bugün

ülkemizde en küçük bir demokratik kazanımın oluşmasının ilk şartlarından biri militan bir çalışmanın varedilmesidir.

Demokratik Kitle Örgütünde İşleyiş

Kitle örgütlenmesinde, muhalefetin karakterine uygun ve tüm dinamiklerini açığa çıkartacak bir işleyişin oluşturulması esastır. Yani demokratik üniversite mücadelesinin güncel ihtiyaçlarına yanıt verecek bir işleyişin oturtulması gerekmektedir. Hareketli ve gençlik dinamizmini açığa çıkartacak bir kitle örgütlenmesi işleyişini yaratmanın mücadelenin ihtiyaçlarını doğru tespitten geçeceği açıktır. Mücadele örgütünde “sol tarihten damıtılmış” mükemmel örgüt formları oluşturmak ve işleyiş ilkelerini belirlemek, eğer pratiğe tercüme edilemiyorsa mücadele açısından fazlaca anlamlı değildir. Ancak kitle örgütlenmesi işleyişinde gözardı edilmemesi gereken ana esasları gözden kaçırmamak gerekmektedir.

Gençliğin demokratik kitle örgütlerinde, karar alma ve uygulama süreçleri tüm üyelerinin gönüllü katılımı ile oluşturulmalı ve üyelerinin denetimine açık olmalıdır. Örgütlenmenin kitlelerin öz örgütü olabilmesi, karar alma ve denetleme sürecine ilişkin oluşturduğu demokratik mekanizmalara bağlıdır.

Gençliğin kitlesel örgütlenmeleri demokratik merkeziyetçi bir yapıya sahiptir. Demokratik merkeziyetçiliğin kadro örgütlenmelerine has işleyiş biçimi olduğunu, demokratik örgütlenmelerde işleyişin kayıtsız şartsız demokratik olması merkezi olmaması gerektiğini savunmak büyük yanlışlıktır, hatta örgütlenmenin gelişmesinin önünde bir engeldir. Çünkü,

Demokratik merkeziyetçilik kitle örgütünün tüm aktif üyelerinin karar alma süreçlerine demokratik ve gönüllü katılımının sağlanması (gerekli organlaşmalara gidilmesi), uygulama süreçlerinde ise azınlığın çoğunluğa tabi olması (kararının alınmasından sonra pratikte karşı faaliyet örgütlenmemesi) anlamına gelmektedir. Elbetteki demokratiklik yanı ağır basan bir merkeziyetçiliktir. Demokratik işleyişin kurumlarının oluşturulması, yaygınlaştırılması mücadelenin gelişmesi ve kazanımları açısından bir zorunluluktur. Yine en geniş kitleye ulaşmış kitle örgütlenmesinin uygulama süreçlerinde merkeziliğin yaratılması da aynı gerekçelerle zorunludur. Yani demokratik merkeziyetçilik demokratik kitle örgütlerinin hedeflerini gerçekleştirebilmesi için uygulaması gereken doğal bir işleyiş biçimidir. Bu işleyişte oluşacak “kuyrukçuluk” ve “buyrukçuluk” anlayışları, mücadele sürecinde tasfiye edilmesi gerekmelidir.

Demokratik Kitle Örgütlenmeleri Heterojendir.

Kitle örgütlenmeleri içerisinde farklı politik görüşlere sahip grup ya da bireylerin varlığı doğaldır. Doğal olmayan tersidir. Bu durum ya egemen görüşün yaygınlığını ya da örgütün demokratik kitle örgütü vasfına sahip olmadığını gösterir. Demokratik kitle örgütleri içersinde siyasal grup oluşturma ve grupların mücadeleye ilişkin yaklaşımlarını ifade etme hakları mevcut olmalıdır. Bu hak demokratik kitle örgütüne zarar verecek bir şekilde işletilemez aynı zamanda işleyiş ilkeleri içerisinde yapılmak zorundadır.

Farklı anlayışların varolması mücadele hedeflerinin saptanmasında ve uygulanmasında, örgütlenme içerisinde ideolojik bir mücadele zemini yaratır. Bu mücadelenin koşulları örgütlenme tarafından oluşturulan ilkelerle belirlenir. “Bu noktada kitle örgütü ve politik gençlik örgütleri arasındaki ilişkinin maddi temeli üyelerin hak ve sorumluluklarıyla düzenlenir. Kitle örgütü ve politik örgüt arasındaki ilişki aynı örgütsel temellerde kurulmaz; yani kitle örgütünü “siyasetler arası eylem birliği” olarak görmek hatalıdır. Söz konusu ilişki ideolojik düzlemde kurulabilir. Kitle örgütlerinde devrimci çizginin hakim kılınmasında tek araç, ideolojik mücadele zeminine dayanmasıdır.”

Gençlik Mücadelesinde Birlik

Gençlik mücadelesinde birlik tartışmasına mevcut hatalı yaklaşımlara değinerek girmekte pratik bir yarar görmekteyiz. Öncelikle gençlik saflarında birlik, sosyalist gençlik

Gruplarının platform tarzı ittifakı şeklinde algılanmaktadır. Bu algılama kendini hem ilkelerin oluşturulmasında hem de günlük pratikte varetmektedir. Mücadele ilkeleri, organların oluşturulması, hatta eylemlerde hangi sloganların atılacağı dahi sosyalist gençlik gruplarının dar grupçu kaygılarının sıkı pazarlıkları sonucu oluşturulmaktadır. Yine “eylemde birlik, ajitasyonda serbestlik” ittifak yaklaşımının bir ürünü olarak kitle örgütü işleyişi olarak sunulmaktadır. Oysa bu ilke, ancak bir veya birkaç taraf olduğu durumda yani grupsal ittifakların varlığında işletilebilir. Bu durumda bile her grubun onayı gereklidir. Ancak kitle örgütleri böyle bir ittifak yerleri değil kendi amacı, işleyişi, mücadele ilkesi olan kitlesel örgütlenmelerdir.

Gençlik mücadelesinde birliğin oluşturulmasının yolu, gençliğin demokratik kitle örgütünün yaratılmasından geçmektedir. Yukarıda sözünü ettiğimiz demokratik kitle örgütlerine ilişkin anlayışın varedilmesiyle mümkündür. Böyle bir işleyişin ön koşulu hem muhalif bireylerin hem de sosyalist gençlik gruplarının, kültürel bir değişiklik yapmasını gerektirmektedir. Bireylerin, örgütlü davranma, bireysel kaygılarla örgütlü işleyiş arasında bir kültürel değişikliği sağlaması gerekmekte. Sosyalist gençlik grupları ise başka düşüncenin varlığına ve örgütlenmesine tahammül etme, grupsal çıkarlarını ikincil olarak görme (veya dar grupçu olmama), gruplar arası mücadelenin sadece ideolojik düzlemde sürdürülmesi vb. kültürel özelliklerle hareket etmelidir. Bunlarla birlikte, demokratik kitle örgütü işleyişi içerisinde eylemin devrimci birliği sağlanmalıdır. Tüm bu süreç bir ve aynı süreç içinde gerçekleşmelidir. Ancak bugün, sosyalist gençlik gruplarının eylemde “devrimci birlik” oluşturma yaklaşımları, kitle örgütlenmesi perspektifine sahip olmadığından gençlik mücadelesinin birliğini yaratan pratikler olamamaktadır.

Kısaca, gençliğin devrimci eyleminin birliği, merkezi bir demokratik kitle örgütlenmesi içerisinde ve anti faşist, anti emperyalist bir demokratik eylem programı doğrultusunda oluşturulmalıdır.

Sonuç .

Bugün gençlik mücadelesi saflarında örgütlenmeye ilişkin görülen en önemli hatalı yaklaşım kitle örgütlenmesine ilişkindir. Uzun vadeli, ilkeli, programlı, organlarını oluşturmuş, gençlik mücadelesinin kitlesel örgütlenme yaklaşımı olan anlayışları kapsamış bütün bir gençlik mücadelesinden bahsetmek olanaklı değil. Bu süreçte oluşmuş öğrenci cepheleri ve koordinasyonları, tüm eksiklerine ve hatalarına rağmen, gençliğin kitlesel örgütlenmesinde bugün en ileri adım olduğu aşikardır. Ülke çapında yaygın ilişkilere, ilke ve mücadele programı bakımından bir netliğe sahip olan öğrenci cepheleri ve koordinasyonları mücadele pratiği açısından en gelişmiş ve meşru öğrenci örgütleridir. Durulan yerin iyi tespit edilmesi ve mücadelenin geliştirilmesi gerekmektedir. Ancak bu mücadele, kitle örgütü perspektifi ile kolayına kaçılmadan (sosyalist gençlik örgütlerinin platformları kitle örgütü yerine ikame edilmeden) geliştirilmelidir. Gençliğin anti emperyalist, anti faşist mücadelesi, kitle örgütü perspektifi içerisinde eylemin devrimci birliği ile taçlandırılmalıdır.