Gençliğin Demokrasi ve Özgürlük Mücadelesinde Kitle Örgütü – Siyasi Örgüt – Mart 1999

Bugün sadece üniversitelerde değil, tüm muhalefet alanlarında bir krizle karşı karşıyayız. Yaşanan kriz elbette bazı nesnel gelişmelerin etkisiyle bu kadar derinleşmiş olsa da; genel olarak solun öznel eksiklikleri de sürecin bu denli sancılı yaşanmasının en önemli etkenlerinden birisidir. Toplumsal muhalefet ve gençlik mücadelesi bir dönemdir kendi kabuğuna çekilmiş durumda. Şimdiye kadar mücadele içerisinde oluşturulmuş bulunan meşru-fiili kitle örgütleri de büyük ölçüde daraldı ve etkisizleşti. Toplumsal muhalefetin yaşadığı her kriz döneminde mevcut daralmanın da etkisiyle ideolojik sapmalar için uygun bir zemin oluşuyor. Özellikle üniversitelerde mücadelenin öznelerinin sürekli olarak değişime uğraması sonucu, bu durum daha da somut olarak gözlenebiliyor. Toplumsal muhalefetin ve özelde demokratik öğrenci hareketinin yeni baştan sağlam temeller üzerinde inşa edilmesi gereken bu süreçte kitle mücadelesi ve örgütlenmesi tartışmasının köşe taşlarını hatırlamak pratik bir ihtiyacı karşılayacaktır.

Devrimci Gençlik’in bu ideolojik-politik savrulmalara karşı ısrarlı mücadele sürdürmesi gerekmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki bugüne ait ideolojik sorunların çözümü, “bugün” o ideolojinin pratiğini hayata geçirmekle mümkündür.

***

Gençlik mücadelesinin niteliğini belirleyen en önemli etken doğal olarak onun toplumsal konumudur. Yani üniversiteli olmanın beraberinde getirdiği “bilgiye sahip olma ve onu nesnel olarak değerlendirebilme yeteneği” aydın kimliğinin oluşmasında kendiliğinden nesnel bir zemin sunmaktadır. İkinci olarak varolan toplumsal ilişkiler içerisinde güçlü-maddi çıkara dayanan bir ilişki kurmamış olması sistemi eleştirebilme ve sistem dışına çıkabilme özelliğinin daha gelişkin olmasını sağlar. Üçüncü olarak ise, gençliğin bir “toplumsal kategori bilinci” kazanabilmesinin nesnel zemininin olmamasıdır. Üretim ilişkileri içerisinde bağımsız çıkarları yoktur. Asli ilişkisi öğrenme ilişkisidir ve bu ilişki büyük ölçüde tek taraflıdır. Tüm bunlardan dolayı “eğitimden gelen gücünü” kullanabileceği bir bilinç oluşamaz. Gençliğin harekete geçmesinin en temel gerekçesi ideolojik bir eleştiri ve karşı duruştur. Bu durum doğallığında gençlik hareketinin politikayla kurduğu ilişkiyi de belirler. Gençlik mücadelesi başından itibaren kendi alanının kendine özgü sorunlarının sınırlarını aşarak, siyasal süreçlerin tümüne karşı bir tavır geliştirir. Bu durum küçük burjuva popülizmi değil aksine gençlik mücadelesinin doğru mücadele biçimidir. Ancak tüm bunlar gençliğin kendi alanına ilişkin bir mücadele örgütlememesini değil (akademik mücadele), üniversitenin sorunlarını ülke sorunlarıyla birlikte ele almasını ve örgütlemesini (akademik-demokratik mücadele) gerektirir. Kısaca özetlersek; gençliğin kitlesel mücadelesi, salt akademik sorunlar temelinde “örgütlenmemelidir”. Zaten gençlik içerisinde nesnel olarak buna uygun olmayan bu tarzda ısrar etmek, politik potansiyeli heba etmekten başka bir işe yaramaz.

Gençliğin ideolojik tercihlerinden dolayı bir muhalefet hareketinde yer almasını sağlayan bu durum gençlik hareketinin politik alana kitlesel müdahale olanaklarını artırırken, maalesef ülkemizde yanlış “örgütsel anlayışların” da temelini oluşturmaktadır. Çünkü gençlik hareketinin bu kendine özgü yanlarını göremeyen-kavrayamayan ülkemiz solu büyük ölçüde kendi ezberlerinin tekrarı ve kaba şablonlar aracılığıyla siyaset yapmaktadır.

Gençliğin kitlesel örgütünün hangi ilkelerle oluşturulacağı bir mücadele sürecinin nesnel ihtiyaçları gözönünde bulundurulmadan tartışılamaz. Devrimci Gençlik dergisinin geçmiş sayılarında da sıkça tekrarlandığı gibi örgütün ilkeleri soyut-keyfi ilkeler değildir. Her kitle örgütü gibi gençlik örgütü de belirli bir hedefi gerçekleştirmek için kurulur ve bu hedefleri bir program olarak ifade eder. Genel olarak gençlik mücadelesinin programı “demokratik üniversite mücadelesidir”.

Öğrenci olmaktan kaynaklı sorunları üzerinden örgütlenecek mücadele akademik mücadeledir. Üniversiter yaşamın yeniden düzenlenmesinden, üniversitenin toplumla ve üretim süreçleriyle kurduğu ilişkiye kadar bir dizi konuyu bu mücadele süreci içerisinde tanımlayabiliriz. Ancak salt akademik taleplerle bir mücadele örgütlense dahi, daha ilk adımda varolan sistemin engelleriyle karşılaşıldığı hepimizin bildiği bir gerçektir. Böyle bir durumda üniversitenin kendi iç örgütlenmesiyle ve sistemin üniversiteye-öğrencilere biçtiği misyonla çatışılmaksızın akademik taleplerin gerçekleşebilmesi olanaksız hale gelmektedir. Akademik mücadelenin önündeki ilk engel üniversitenin yapılanışı ve siyasi iktidarla kurduğu ilişkidir. Bu çatışma düzlemi ise en genel anlamıyla demokrasi mücadelesinin kapsamındadır. Kısaca özetlersek; üniversitedeki en basit akademik etkinliğin-talebin gerçekleşebilmesi ve sınırlarının genişletilebilmesi, bizzat üniversitenin demokratik bir biçimde örgütlenmesini gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla akademik mücadele ile demokrasi mücadelesini iki ayrı kategori olarak birbirinden ayrıştırmak imkansız hale gelmektedir. Bu yüzden gençliğin kitlesel örgütlerini salt akademik örgütler olarak tanımlayabilmek olanaksızdır.

Gençlik Örgütü Ve Demokrasi Mücadelesi

Gençlik örgütünün demokrasi mücadelesi vermesi gerektiğini söylüyoruz. “Demokrasi mücadelesinin sınırı nedir? Eğer ülkemizde demokrasi sorunu bir devrim sorunuysa kitle örgütü bu mücadelenin neresinde olacaktır?” soruları sorulabilir. Ülkemizde demokrasi sorunu bir devrim sorunudur. Akademik-demokratik mücadele daha başlangıcından itibaren ülkede varolan devlet aygıtını sorgulamaya başlar. Sistemin neredeyse tüm yapısal değişiklik tercihlerini üniversiteden başlayarak hayata geçirmesi, üniversitenin demokrasi mücadelesinin hangi eksende gelişmesi gerektiği konusunda bize bir bakış açısı sunmaktadır. Üniversitenin demokratikleştirilmesi, ülkenin demokratikleştirilmesinden ayrı düşünülemez. Şimdiye kadar saydığımız bu mücadele perspektifini demokratik üniversite mücadelesi olarak kavramsallaştırmak mümkündür. Demokratik üniversite mücadelesi bir yönüyle üniversitenin iç süreçlerinin demokratikleştirilmesi iken, diğer yönüyle de emperyalizme ve faşizme karşı üniversitenin demokrasi ve özgürlük mücadelesidir.

Gençlik örgütünün de kendi gelişkinlik düzeyine göre sistemi eleştirmesi ve sistem karşıtı bir mücadele örgütlemesi kaçınılmazdır. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta vardır. Diğer kitle örgütleri gibi gençlik örgütü de durağan ve kuruluşundan itibaren yetkin örgütler değildir. Bir kitle örgütü hiçbir zaman başlangıcından itibaren kendi alanının mücadelesini en saf haliyle örgütleyemez. Aksine gerek üye bileşimi ve üyelerin mücadeleyle kurduğu ilişkinin sonucu, gerekse de içinde bulunulan nesnel koşulların sonucu sürekli değişir ve başka bir biçime bürünür. Başlangıçta az bir üyeyle ve politik sorunları kendi dışında gören bir insan topluluğunun bir olay karşısındaki tavrı ile kitlesel-politik toplulukların tavrı aynı değildir. Kitle örgütünün gelişim düzeyi onun tavrını da belirler. Ve bu gelişim seyri içerisinde örgüt bir biçimden bir başka biçime sürekli dönüşür ve evrimleşir. Kitle örgütleri kendi mücadele pratikleri doğrultusunda gelişir veya gerilerler. Bu durum gençlik mücadelesi açısından çok daha belirgindir.

Kitle Örgütünün Bağımsızlığı

Gençliğin kitle örgütü bağımsız olmalıdır. Bağımsızlığın anlamı kendi mücadelesine ilişkin kararları kendisinin alması ve kendisinin uygulamasıdır. Bir mücadele alanının sorunlarını en iyi, o sorunu yaşayan insanlar bilebilir. Bu durumda, doğru politik önermelerin geliştirilebilmesinin koşulu kararların gençlik mücadelesinin özneleri tarafından alınmasıdır. Ayrıca gençlik, diğer toplumsal kesimlerden farklı olarak “genç olmanın” avantajlarına sahiptir. Bu avantajı gençlik mücadelesine kazandırmak için gençliğin dinamizminin ve yaratıcılığının önünü açacak örgütsel bir formun varolması gerekmektedir.

Gençliğin kitlesel örgütünün bağımsızlığı konusunun belki de en tartışmalı yanı siyasal örgüt-kitle örgütü konusudur. Gençliğin kitlesel örgütü ile politik örgütler arasındaki ilişki nasıl kurulabilir? Kuşkusuz bu ilişki -kitle örgütü kendi bağımsız işleyişi ve eylemiyle varolduğu sürece- örgütsel düzeyde kurulamaz. Çünkü sözkonusu olan iki ayrı mücadele düzeyi, iki ayrı ilkeler bütünü ve ik ayrı amaçlar dizisidir. Ancak kitle örgütlerinin içerisinde devrimcilerin yer alması ve kitle örgütlerinin eylem ve politikalarına yönelik örgütlü bir çalışma yürütmesi kadar doğal bir şey olamaz. Bu durum kitle örgütünün bağımsızlığını zedelemez. Gençlik örgütünün ideolojik çizgisinin bir siyasi grubun önermeleri doğrultusunda oluşması, bağımsızlığın önünde engel değildir. Burada önemli olan siyasi grubun kitle örgütünün işleyiş kurallarına uygun davranması ve kitle örgütünün siyasi grup çıkarlarının arenası haline getirmemesidir. Ancak gerek gençlik mücadelesi gerekse toplumsal muhalefetin diğer kesimlerinde bu sorun sıkça yaşanmakta ve kitle örgütlerinin bağımsızlığı ilkesi zedelenmektedir.

Kitle Örgütü Ve Demokrasi Sorunu

Demokrasi, ülkemiz solunun çokça tartıştığı ancak gerçek hayatta fazlaca birşey yapmadığı konulardan birisidir. Bu tartışma büyük ölçüde biçimin ötesine geçememekte ve içeriği boşaltılarak bir “kurallar bütünü” tartışmasına indirgenmektedir. Özellikle belirli bir hedefi gerçekleştirmek için oluşturulan mücadele örgütlerinde demokrasi, içselleştirilmiş bir tarzdan çok “diğerlerinin” karşı çıkmaması için oynanması gereken bir tiyatro oyunu biçiminde algılanmaktadır. Buradaki asıl sorun amaç-araç arasındaki diyalektik ilişkinin kavranamamasıdır. Demokrasi mücadelesi öyle bir şeydir ki; hedefe ulaşabilmenin tek yolu vardır, o da bütün bir mücadele süreci içerisinde uygulanabilecek en geniş demokrasinin yaratılmasıdır. Demokrasiyi, ayak oyunlarıyla, demagojiyle başkalarını altetmek olarak anlayan ve bu şekilde uygulayan, sistemin kendisidir. Tüm yönleriyle varolanın eleştirisini yapmayı önüne koyan bir muhalefet hareketinin demokrasi konusunda hassasiyet göstermesi kaçınılmazdır.

Demokrasi ancak eşitler arasında uygulandığında gerçek anlamını bulabilir ve bu haliyle de ancak toplumdaki sınıfların ortadan kaldırılmasıyla mümkündür. Kitlesel gençlik örgütü açısından tartışıldığında, yine ortada eşitler yoktur. Çünkü söz konusu olan, belirli bir hedefi gerçekleştirmek için biraraya gelmiş bir insan topluluğu olsa dahi; bu insanlar politik yeterlilik, bireylerin mücadele içerisindeki konumunu belirleyen maddi koşullar vs. yönlerinden birbirlerinden farklıdırlar. Tüm bu farklılıkları gözetmeyen bir mücadele kültürü, bir süre sonra örgüt içerisinde profesyonelleşmiş bir grubu oluşturmakta ve bir süre sonra bürokratik bir tarz oluşmaktadır. Tersi durumda, yani “birilerine” rağmen alınan her türlü kararı birey inisiyatifinin yok sayılması ve engellenmesi olarak gören bir tarz da, demokrasi adına adem-i merkeziyetçilik pohpohlanmakta ve örgütlü hiçbir tavır geliştirilememektedir.

Genel olarak kitle örgütlerindeki işleyiş demokratik merkeziyetçiliktir. Demokratik merkeziyetçiliğin kitle örgütündeki anlamı örgütün ilkelerinin belirlenmesinden programının oluşturulmasına kadar karar alma süreçlerinin tümünde tüm üyelerin doğrudan katılımının sağlanması ve kararlar alındıktan sonra karara aykırı davranılmamasıdır. Tüm örgütsel süreçlerin kitle denetimine açık ve tüm temsili kurumların her an değiştirilebilir bir tarzda oluşturulması gerekir. Ancak tüm bunlar oluşturulduğunda dahi yukarıda saydığımız sorunlar çözülmez. Zaten burada görülmesi gereken şey bireylerin politik süreçlerdeki inisiyatifinin geliştirilmesinin ancak bu süreçlere katılımıyla mümkün kılınabileceğidir. Kitle mücadelesi aynı zamanda bir okul biçiminde işlevlendirilmediği sürece bu sorunun çözümüne dönük adım atılamaz. Özellikle gençlik örgütü bu sorunu sürekli yaşayacaktır. Çünkü üyeleri sürekli olarak değişmektedir ve ideolojik-pratik birikimlerin yeni üyelere aktarımı tüm yönleriyle gerçekleşmediği sürece bürokrasi tehlikesi her zaman için vardır.

Kitle Örgütü-Politik Örgüt

Gençlik mücadelesi açısından diğer bir önemli konu da kitle örgütü ve politik örgüt arasındaki ilişki ve politik örgütün etkinlik alanıdır. Ülkemizde politik kadro örgütlerinin kitle örgütleriyle istismarcı-faydacı bir tarzda ilişki kurması, geniş öğrenci kitlesinde kadro örgütlerine karşı önyargılar oluşmasına neden olmuştur. Birçok siyasi grup açısından kitle örgütleri, çoğalmak için kullanılması gereken araçlardır. Ancak Devrimci Gençlik açısından kitle örgütleri ve kitle mücadelesi geniş öğrenci topluluğunun mücadele süreçlerine katılımı açısından gerekli olduğu için kurulmalıdır. Devrimci Gençlik’in bu örgütler içerisinde aritmetik olarak artışı başlı başına mutlak bir hedef değil, kitle mücadelesiyle kurulan ilişkinin ve doğru bir öncülük anlayışının hayata geçirilmesinin sonucudur. Devrimci Gençlik’in kitle mücadelesinin genel çıkarlarıyla çelişen çıkarları yoktur. Gençliğin kitlesel örgütlenmesi, kadro örgütlerinin günlük çıkarlarının çarpıştığı bir arena olamaz.

Bugün ülkemizde kitle hareketinin kendiliğinden oluşabilmesinin zeminleri büyük ölçüde daralmıştır. Bu durumun sonucu olarak, kitle hareketinin yaratılması da devrimcilerin önünde duran temel görevlerden birisidir. En basit bir akademik-ekonomik talep için mücadele bile devrimcilerin iradi çabası sonucunda örgütlenebilmektedir ve varolan kitle örgütlerinin devamlılığı devrimci özneler olmaksızın sağlanamamaktadır. Genel olarak devrimcilerin kitle örgütündeki amacı bu örgütü devrimci bir siyasal programa kazandırmaktır. Ancak bugün devrimcilerin görevi sadece kitle mücadelesine böyle bir yön kazandırmak ve önderlik etmek değil, kitle mücadelesini yaratmaktır.

Bu durum doğal olarak karmaşık bir görevler bütününü aynı sürecin içerisinde örgütlemeyi gerektirmektedir. İki ayrı ilişki biçiminin aynı sürecin içerisinde örgütlenmeye çalışılması, doğal olarak bir dizi zaafiyeti de kendi içerisinde barındırmaktadır. Siyasal devrim mücadelesinin ihtiyaçlarına göre, yukarıdan aşağıya örgütlenmiş devrimci kadroların, en geniş demokrasinin hayata geçirilmesi gereken bir kitle hareketini örgütlemesi, sancılı bir süreç olarak yaşanmaktadır.

Kitle örgütleri ile siyasal örgütler arasındaki ilişkinin örgütsel düzeyde kurulamayacağını söylemiştik. Kitle mücadelesi içerisinde devrimci iradenin bu kadar önemli bir rol oynaması, bu ilkenin hayata geçirilmesinde ne kadar hassas olunması gerektiğini göstermektedir. Bugün kitle mücadelesine devrimci bir program kazandırılması ancak kitle mücadelesi içerisinde yer alan devrimcilerin, mücadelenin genel sorunlarına yönelik pratik süreçleri, kitle mücadelesinin ilkeleri doğrultusunda örgütlemesi ile mümkündür. Siyasi gençlik örgütlenmeleri ve kitle örgütleri arasındaki nesnel şartlardan ötürü kurulması imkansız olan örgütsel ilişki, devrimcilerin kitle örgütü içerisinde, kitle örgütünün ilkeleri doğrultusunda mücadele vermesini zorunlu kılmaktadır.

Devrimciler, kitlelerden farklı olarak gündelik mücadelenin içerisinde oluşan bir bakış açısıyla değil, bir mücadele sürecinin genel sorunlarının bilgisine sahip bir biçimde hareket ederler. Devrimcilerin mücadele sürecine bakışlarındaki bu özellikleri, kitle örgütü içerisinde yapacakları çalışmanın önemi ve kitle örgütü içerisinde bulunmaları zorunluluğunun en belirleyici etkenidir.