Gençliğin Kitlesel Mücadelesi ve Örgütlenmesi Üzerine – Aralık 1995

GENÇLİĞİN KİTLESEL MÜCADELESİ VE ÖRGÜTLENMESİ ÜZERİNE

Yüksek öğrenim gençliğinin eşitlik ve özgürlük istemi, ortaya çıktığı ilk andan itibaren “okurun sınırlarını aşmakta ve genel, toplumsal eşitlik ve özgürlük sorunuyla ve öncelikle de siyasal demokrasi sorunuyla içice geçmektedir. Bu nedenle, tek başına “akademik mücadele”den değil, “akademik-demokratik mü-cadele”den söz edilmektedir.

Ülkemizde demokrasi sorunu, öncelikle emperyalizmden bağımsızlık, faşizmden kurtuluş ve Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkının tanınması sorunudur. Emperyalizmin bugünkü saldırı biçimi olan özelleştirme harekatına emekten yana bir karşı koyuş, faşist devletin ve faşizmin toplumsal desteğinin ortadan kaldırılmasını hedefleyen bir direniş ve kirli savaşa karşı eşit, demokratik bir barışın aktif savunusu, ülkemizde yürütülecek demokrasi mücadelesinin temel belirleyenleridir. Toplumsal dayanağını halkın, yani egemenlik altında tutulan sınıfların oluşturduğu Demokrasi Mücadelesi devrimci bir nitelik taşımaktadır. Demokratik haklar ve özgürlükler için mücadeleler, bütünlüklü ifadelerini böylesi bir demokrasi mücadelesi içinde bulmakta ve bu mücadeleye tabi olarak gelişmektedirler.

Bu nedenle, akademik-demokratik mücadele (halkın diğer kesimleri için ekonomik-demokratik mücadele) örgütleri, pratik mücadele tarafından (demokratik anlamda) siyasal ilkelere göre konumlanmak ya da işlevsizleşmek seçenekleriyle karşı karşıya bırakılmaktadır. Bu nedenle; anti-emperyalist, anti-faşist, anti-şovenist ilkeler soyut fikirler değil, mücadelenin ilkeleridir, akademik-demokratik mücadele programının (amaçlar, güçler ve eylem çizgisinin) omurgasını oluşturur ve en somut ifadelerini de örgütlenmenin amaç maddesinde bulurlar.

Mücadele ile örgüt arasında kurulan bu doğrusal ilişki, mücadelenin örgütününün yaratılmasında çok daha titiz ve iradi olunmasını gerekli, hatta zorunlu kılmaktadır.

Mücadelenin-örgütün temel özellikleri

Gençlik mücadelesine meşruiyet sağlayacak birinci temel özellik onun bağımsızlığıdır. Bağımsızlık kavramının buradaki kullanılışı iki anlamı içermektedir. Birincisi; üniversitenin bir bütün olarak, siyasal iktidarın ideolojik egemenliğinden ve politik-pratik dayatmalarından kopuş ile birlikte idari, bilimsel ve mali bakımdan özerk oluşunu savunmak/gerçekleştirmektir.

İkincisi; gençliğin ve onun mücadelesinin, toplumsal sınıflar/katmanlar ile ilişkisinde ve siyasal devrim mücadelesi içindeki konum alışına ilişkindir. Gençlik hareketi toplumsal sınıf mücadelesinin özgül bir parçasıdır. Gençlik ayrı bir sınıf değil, sınıflar mücadelesinde görece özerk bir konuma sahip toplumsal bir kategoridir. Üniversite gençliğinin, üretici sınıflardan birini oluşturmuyor oluşu nedeniyle toplumsal ilişkiler içinde konum alışındaki gerçek belirleyen, maddi çıkar ilişkileri temelindeki bir saf tutmaktan ziyade mevcut düzenle çelişen “toplumsal ideallerin” savunusu noktasında oluşturduğu kimliktir. Akademik düzenle çatışan ve üniversitedeki kurulu düzene alternatif bir üniversiter yaşama/harekete dönüştürülebilir bir düşünceler sistematiği ile üniversite gençliği örgütlenebilir ve toplumsal muhalefet içerisinde etkin bir rol alabilir. Bu nedenle de, üniversite gençliğinin kitlesel muhalefeti, çeşitli politik ideallerle iç içe geçen bağımsız bir üniversiter hareket olarak gelişmekte/gelişmelidir.

Gençlik mücadelesinin ve onun örgütünün ikinci temel özelliği kitleselliğidir. Demokratik hak ve özgürlükler için mücadelenin bu hak ve özgürlüklere “gereksinimi” olan kitlelere maledilmediği sürece hedefine ulaşamayacağı açıktır. Kuşkusuz burada sözü edilen “kitlesellik”, basit anlamda bir kitle desteği değildir ya da “kitle çizgisi” adına kitlenin geri eğilimlerini savunmak da değildir. Mücadelenin tüm süreçlerinin, en geniş gençlik kitlesinin katılımına ve denetimine açık bir tarzda sürdürülmesi, kararların kitlenin özgür inisiyatifiyle alınıyor olması, özerk-demokratik üniversite mücadelesinin başarıya ulaşmasında belirleyici olacaktır. Özerk-demokratik üniversite hiç kuşkusuz belli bir tarzda örgütlenmiş kitlelerin eseri olacaktır.

Demokratikliği, mücadelenin ve onun örgütünün üçüncü temel özelliğidir. Mücadele örgütleri düzenin yerleştirmeye çalıştığı itaatkar ruhun parçalandığı, insanların kendi kendini yönetme alışkanlıklarının geliştiği ve yaratıcılıklarını özgürce değerlendirebilecekleri zeminler olmalıdır. Kitleleri demokrasi mücadelesinin öznesi haline getirecek bilinç, ancak politik mücadele içinde kurulacak ilişkilere dayanılarak oluşturulabilir. Bu bilinç kendisini daha ilk adımdan itibaren gerçek ilişkiler içinde tanımlanan demokrasi ilkeleriyle temellen-dirilmelidir. Çünkü geleceğin bugünden kurulması toplumsal devrimin kaçınılmaz koşuludur.

Demokrasi sorunu, pratik mücadelenin kazanımlarının en geniş kitle tarafından kavranması, kazanımların kitlelerin kendi öz deneyimleri ile sınanması noktalarında da oldukça fazla önem kazanmaktadır.

Hareketin/örgütün dördüncü temel özelliği gençlik mücadelesinin militan bir tarzda örgütlenmesidir. Demokrasinin bir devrim sorunu, demokrasi mücadelesinin devrim mücadelesi ile özdeşleştiği ülkemizde sonuç alıcı bir mücadelenin militan bir tarzla örüleceği kesindir. “Militanlık”, sol sapma anlamında bir keskinlik, sekterlik olarak değil, başarıya ulaşma amacıyla yaptırım gücü oluşturacak ısrar, inat ve zorun uygulanmasıdır. En basit ve en meşru bir akademik talep bile devletin sistemli terör uygulamalarıyla karşılaşmaktadır. Devletin terör ve saldırı planına karşı aktif bir direniş hattı oluşturmadan bütünlüklü bir kendini ifade ediş biçiminin bile mümkün olmadığı açıktır. Militan bir tarzda adım adım ilerlemeyi önüne koymayan bir gençlik hareketi, sistemin kendisi tarafından çizilen muhalefet sınırları içerisinde bile bir yaptırım gücüne ulaşamayacak, herhangi bir kazanımın elde edilmesini sağlayamayacaktır.

Tüm bu değerlendirmeler ile ortaya çıkan sonuç; gençlik mücadelesinin ve bu mücadelenin örgütünün bağımsız, kitlesel, demokratik ve militan özelliklere sahip olmasının kaçınılmaz bir gereklilik olduğudur.

Kitle örgütünde işleyiş

Üniversitelerin muhalefet dinamiklerine uygun tarzda, cephesel bir kurguyla oluşturulan çalışmalar; üniversitenin -sisteme- muhalif tüm unsurlarını özerk-demokratik üniversite için bağımsız, kitlesel, demokratik ve militan bir politik eylem çizgisinde bütünleştirme çalışmasıdır.

Üniversite çalışmalarında iç işleyiş esasları, kitle örgütünü hakim politik çatışma içinde işlevli kılacak, hareketi örgütlenmiş kitlelerin eseri yapacak ve eylemle oluşturulan bilincin kitleler tarafından gerçekleştirilecek denetimine zemin hazırlayacak bir nitelik taşımalıdır.

Karar alma ve uygulama süreçleri hareket halindeki kitlenin devrimci bir bilinç kazanmasının sağlanması kadar, farklı bakış açılarının ifade edilmesi ve bu amaç için gereken düzenlemeler açısından da önemlidir.

Demokratik bir katılımın temel unsuru gönüllülük ilkesidir. Kitle örgütünde karar alma süreçlerinin en geniş ve doğrudan biçimlerinin geliştirilmesi gereklidir. Kitle örgütünün tüm organları seçimle oluşturulmalıdır. Güçlerin birliği anlamına gelecek bir merkeziyetçiliğin tüm biçimleri, eleştiri ve (her grup ya da bireyin) propaganda hakkını güvence altına alan sağlam mekanizmalar üzerinde yükselmelidir. Karar almada ikna süreçleri sonuna kadar işletilmeli ve uygulamada çoğunluk kararı esas alınmalıdır. Kararların uygulanmasına katılımın alt sınırı, kararların uygulanmasını herhangi bir biçimde engellememek ve ona karşı çalışmamaktadır. Yani kararların en demokratik biçimde alınması için bütün mekanizmalar oluşturulup bir doğrudan demokrasi kültürü yaratılırken, uygulama süreçlerinde merkezilik esas alınmalıdır.

Kitle örgütü, kitle denetimine olanak veren şekilde biçimlendirilmelidir. Örgütün eylemiyle ve yarattığı bilinçle “kitlelerin” öz örgütü olmasına ancak örgütün kitle tarafından denetlenmesi imkan verecektir. Bu ise kitlelere doğrudan inisiyatif özgürlüğü sağlayacak mekanizmalar ve özellikler kazandırmakla mümkündür.

Kitle örgütü içinde pratik çalışmanın ilkeleri onun, demokratik öğrenci hareketinin meşru örgütlenmesi biçiminde adlandırılması noktasında önem kazanmaktadır.

Gençliğin kitlesel mücadele örgütlerinin içinde farklı politik bakış açılarına sahip grup ya da bireylerin olacağı kesindir. Somut mücadele hedeflerinin saptanmasında ya da gündelik uygulamalarda farklı çizgilerin kendi önermelerini benimsetmek için ideolojik mücadele yürütmelerinden doğal bir şey olamaz. Bu mücadelenin koşulları örgüt tarafından oluşturulmuş demokrasi ilkeleriyle belirlenir. Bu noktada kitle örgütü ve politik gençlik örgütleri arasındaki ilişkinin maddi temeli üyelerin hak ve sorumluluklarıyla düzenlenir. Kitle örgütü ve politik örgüt arasındaki ilişki aynı örgütsel temellerde kurulamaz; yani kitle örgütünü “siyasetler arası eylem birliği” olarak görmek hatalıdır. Söz konusu ilişki ideolojik düzlemde kurulabilir. Kitle örgütlerinde devrimci çizginin hakim kılınmasında tek araç, ideolojik mücadele zeminine dayanılmasıdır. Güçlü bir politik iradeyi gereksinen mücadelenin bu ihtiyacına cevap vermenin tek yolu, ideolojik mücadeleyi tüm kitleyi içine alan açık ve ortak bir etkinlik düzleminde demokratik biçimde kurmaktır. Çünkü başarı onun ya da bunun değil, ortak düşüncenin başarısı olduğunda değerlidir.

Demokratik öğrenci hareketi, tüm üniversite kitlesini temsil etme iddiasını taşıyan, onların yönetimde söz, yetki ve karar sahibi olmasını sağlayacak örgütsel yapılara da yönelmek zorundadır. Üniversitenin bir bütün olarak po-litikleştirilmesinin en sağlam araçlarından biri olan ’80 öncesinin ODTÜ-ÖTK’sına benzer yapılar üniversitede yürütülecek politik etkinliğin kitleselleşmesi ve geleceğin bugünden kurulması kültürünün bugünden geliştirilmesi açısından önemli yapılardır.

Kitle örgütü ve yasallık

Kitle örgütü yasallaşma sürecinden kaçınmamalıdır. Demokratik üniversite hareketinin geçmiş dönemindeki örgütlerinin uğradığı hezimetin onların yasallıklarından kaynaklandığı gibi bir yanlış algılayışa düşülmemelidir.

Öğrenci derneklerinin çözülmesini hızlandıran nedenlerin başında, baskı ve şiddet yoluyla uygulanan örgütsüzleştirme politikaları gelmektedir. Ancak bunun yanında, doğrudan demokrasi ilkelerinin hayata geçirilememesi ve buna eklenebilecek bir dizi olumsuzluğun etkisi örgütün kitlelerden kopmasına neden olmuştur.

Yeni dönemde demokratik öğrenci hareketinin geçmiş dönemine ait hataların tekrarlanmaması eskiye ait tüm biçimlerin reddi biçiminde algılanmamalıdır. Geçmiş dönemin çöküşü kitle örgütünün yasal olanaklardan yararlanması gerektiği düşüncesinin yanlışlığından kaynaklanmamaktadır.

Gençliğin bağımsız, kitlesel, demokratik ve militan örgütünün, yasallaşma süreçlerini doğru değerlendirmesi gençliğin meşru mücadelesini oldukça büyük olanaklar sağlayacaktır.

Sosyal-kültürel-ekonomik örgütlenmeler

Üniversitelerde politik etkinliğin kurulmasının asli aracı kitle örgütü olmakla birlikte tek aracı bu değildir.

Üniversitelerde sosyal ve kültürel alanlarda etkinlik gösteren kol ve kulüpler, mücadelenin asli örgütünün yerine geçirilmemek koşuluyla (**) üniversitenin politikleşmesine kendi alanlarından katkıda bulunurlar. Bu tür yapılar politikleşmenin ilk koşulu olan sorgulama ve tepkiselliğin, sanatın ya da kültürün etkinlik alanındaki biçimlerini yaratırlar ki en sade anlamıyla bu, üniversitedeki asli politik etkinliğin nefes almasını sağlar.

Üniversitede yürüyen politik etkinlik de doğal olarak sosyal ve kültürel üretimi etkileyecek ve mücadelenin kültürünün yaratılmasında karşılıklı bir etkileşim süreci oluşacaktır.

Aynı biçimde üniversitelerde kurulacak ekonomik birlikler de (kooperatif gibi…) doğrudan siyasi bir işleve bürünmese de örgütlenme alışkanlığının ve üniversitelilerin birlik zeminlerinin geliştirilmesi açısından oldukça zengin bir ortam sağlar. Yardımlaşma, dayanışma ilişkilerinin gelişmesi, eşitlik ve özgürlük ideallerinin somut ilişkilerde kendisini üretmesinin yolunu açacaktır. Sosyal, kültürel ve ekonomik birliklerin bu türden “manevi” katkılarıyla birlikte, mücadeleye ve onun bileşenlerine sunacağı maddi olanaklar da unutulmamalıdır.

Sonuç olarak

Gençlik mücadelesinin henüz başlangıcında sayılabileceğimiz bu yeni dönemde atılacak en ufak adımın bile bu hareketin bütününü (geleceğini) etkileyebileceği ortadadır. Hareketin genel gelişimini rastlantılara ya da kendiliğinden bir sürece bırakmak doğru değildir. Yaşadığımız yakın tarihin olumlu ve olumsuz gelişmeleri bugün için kullanabileceğimiz bir deneyim oluşturuyor. Bugün için gençlik mücadelesini başarıya ulaştırabilmenin yolu, kapsamlı ve uygulanabilir bir program oluşturulması ve kararlı bir tarzda uygulanmasıdır.

Böylesi bir dönemde, gençlik mücadelesinin örgütlenmeleri de bugüne yanıt verebilmenin yanında, mücadelenin gelişiminin önünü açabilecek bir gelecek tasarımıyla oluşturulmalıdır. Bugün oluşturulacak örgütlerin, yarının mücadelesinin önünü tıkamaması, mücadelenin gelişme dinamiklerinin doğru tesbit edilmesi ve buna uygun bir örgütsel formun inşası ile mümkündür.

Gençlik mücadelesinin örgütlenmesi, işleyiş biçimlerinin dönemlere bağlı olarak farklılıklar gösterebilmesine rağmen ilkeleri ve temel özellikleri belirginleşmiştir. Bugün için sorun, gençlik mücadelesinin anti-emperyalist, anti-faşist ve anti-şovenist mücadele ilkelerini benimsemiş bağımsız, kitlesel, demokratik, militan örgütünü oluşturmaktır.

(‘) Devrimci Gençlik dergisinin daha önce çıkan sayılarında bu konuda çeşitli değerlendirmeler yer almaktadır.

(**) Daha geni; bir değerlendirme için, “kültür-sanat için düşünceler” Devrimci Gençlik, sayı 15, syf 32.