Kadrolar Üzerine – Haziran 1996

KADROLAR ÜZERİNE

Kitleleri -hangi toplumsal kesimden olursa olsun- devrimci mücadeleye yönelten temel, gündelik yaşamdaki gerçeklikleridir. Ayrı bir sınıf özelliği içermediği için ideolojik tercihler sonucu harekete geçen gençlik için de, tercihini kendi sınıfsal özellikleri doğrultusunda belirleyen emekçi sınıf için de durum aynıdır. Kitleler toplumsal yaşamın gündelik işleyişindeki karşıtlıklar sonucunda siyasal açıdan saflaşırlar. Kitlelerin devrimci seçeneklere yönelmesinin, ve kitle eyleminin devrimcileş(tiril)mesinin uzun yolunun başlangıcı burasıdır. Ancak gündelik karşıtlıklar temelinde bir araya gelmiş kitlelerin kendiliklerinden devrimci eylem içinde yer almalarını ya da devrimi hedefleyen bir mücadele etrafında örgütlenmelerini beklemek yanlıştır. Toplumsal yasa böyle işlemez; ilk adımdan sonra devrimcilerin politik müdahalesini gereksinir. Toplumsal yasayı, doğanın diyalektiği gereğince işletecek olan, siyasi kadroların bilinçli müdahalesidir. Kitleleri harekete geçiren, kendi gündelik gerçeklikleri ve hoşnutsuzluklarıdır. Bu durumu politik bilince evriltmek ise -siyasi eylemin dönüştürücü işleviyle birlikte- devrimci kadroların görevidir. Geniş kitle çalışması içinde dar kadro çalışması bir yönüyle de toplumsal gerçekliğin bilgisinin siyasi bilince evriltilmesini anlatır. Bir başka deyişle konumuz, basit ve gündelik sorunlar etrafında bir araya gelmiş kitlelerin eyleminin, devrimci mücadelenin karmaşık biçimleri ve içeriklerine yükseltilmesini sağlayacak tarzda örgütlenmesi sorunudur.

Gençlik hareketi için de durum değişmez: Gençliğin kitlesel mücadelesini ezilen yığınların siyasi iktidar mücadelesinin bir parçası haline getirecek olan, ortak ideolojik-politik netliğe sahip kadroların birliği ve işbölümünden oluşmuş bir devrimciler örgütüdür. Devrimci Gençlik örgütlenmesi de özünde, gençlik hareketini devrimci bir hareket halinde yükseltmeyi hedefleyen bir devrimciler örgütüdür. Ancak bundan hareketle Devrimci Gençlik’i dar bir devrimciler örgütüne indirgemek doğru değildir. Devrimci gençlik örgütlenmesinin kadro temeli gençliğin kitlesel mücadelesinin en ileri unsurları içerisinde oluşur. Dolayısıyla Devrimci Gençlik’in örgütsel aygıtını gençlik hareketinin kitlesel organizmasından keskin sınırlarla ayırmak da doğru değildir. Devrimci Gençlik kadroları kitle hareketinin öncüleri ve önderleri olmalıdır. Öncülük ve önderlik, harekete geçmiş kitlelerin en önünde bulunmak ve kitleleri yönlendirmeye çalışmakla mümkündür. Ve elbette öncelikle kendi söylediklerini yapmayanlar kitlelerin gözünde öncü ve önder değildir.

Öte yandan devrimci kadrolar savundukları politik çizginin militanı ve örgütçüsüdür. Örgütçülük, bulunulan zaman ve mekanın biçimlendirdiği kitle hareketinin örgütlenmesini kapsamakla birlikte, asıl olarak onun devrimci siyasal hareketin bir parçası haline getirilmesini içermektedir (Oysa yaygın ve yanlış bir biçimde örgütçülükten anlaşılan, ‘adam örgütlemek’tir). Kadrolar, siyasi eylemi örgütleme; kitle hareketine siyasi bilinç kazandırma yeteneğine sahip kişilerdir. Siyasi mücadele gündelik yaşamda süre giden akademik-demokratik çalışmalara indirgenemeyeceği gibi, tümüyle onun dışında bir şey de değildir. Devrimci kadro gündelik eyleme devrimci, politik içerik kazandırılması konusunda öncü ve önder olmalıdır.

Aynı zamanda bir kadro devrim mücadelesinin daha karmaşık biçimlerine ait işbölümünde kendisiyle birlikte yer alacak ileri unsurları da ortaya çıkarmak, eğitmek, “örgütlemek” zorundadır. Kalıcı bir kadro çatışmasının olmadığı (dolayısıyla siyasi iktidar mücadelesine doğru geliştirilemeyen) bir kitle hareketinin zamanla kendi özgün amaçlarından uzaklaşacağını unutmamak gerekir.

Bu bakımdan Devrimci Gençlik kadroları bir taraftan kitle hareketini devrimci bir siyasal programa yöneltirken, öbür taraftan da kitle hareketi içinde yer alan tüm unsurlarda kadro çalışması konusunda politik bir bilinç yaratmalıdır. Devrimci bir politik bilinç yaratmanın ilk adımı, kadro çalışmasının gerekliliği ve meşruiyetinin kitleler gözünde sağlanmasıdır. Devrimci kadrolar, kitle eylemi içinde kurulmuş olan gevşek ilişkilerle yetinmemeli ve siyasal örgütlenmeden kaçınma eğilimleri karşısında asla sessiz kalmamalıdır. Siyasi örgütlenmeden kaçınmak gerçekte sert mücadeleden kaçınmak demektir ve özgürlüğe sert mücadelelerden geçilmeksizin ulaşılmaz.

Gündelik faaliyetleri ne olursa olsun, kadrolar yaptıkları işin bütününün bilgisine, siyasi bilincine sahip olmalı ve bu bilinçle hareket etmelidirler. Gündelik yaşamıyla siyasi bilinçliliği arasındaki ilişkiyi doğru biçimde kurmuş bir devrimcinin attığı her adım, kurduğu her ilişki, kısacası her anı, özgürlüğe ve devrime doğru bir adım, koparılan bir takvim yaprağıdır.

Siyasi kadrolar gündelik uğraşlar içinde boğulmamak, mücadelenin daha gelişkin biçimlerini ve sorunlarını fark ederek hazırlanmak sorumluluğu ile davranmalıdır. Kadronun görevi günlük çalışmanın gereklerini yerine getirmekten ibaret değildir. Devrimciler, kendisine verilen kadarını yapıp yeni görevler bekleyen memurlar değildir. Kadronun yetenek ve becerileri somut eylemin kendisi tarafından geliştirilir, ancak her siyasi kadro, mücadelenin çeşitli ihtiyaçlarına cevap verecek politik ve pratik donanımı edinmek konusunda istekli, disiplinli ve çalışkan olmalıdır.

Bir siyasi kadro, yeni unsurları kendi kişiliği etrafında değil, asıl olarak siyasi anlayışı etrafında örgütlemelidir. Elbette bir devrimcinin kişiliği savunduğu politik çizginin bir yansıması ve özetidir ancak özellikle kitle çalışması içerisinde devrimci kişiliklere karşı gelişebilecek ‘hayranlığı’ siyasi bilince dönüştürmek yine kadronun işidir.

Siyasi kadrolar, kendilerini şahsen ilgilendirmese de tanık olduğu tüm hatalı tavır ve bakış açılarına karşı müdahaleci olmalıdır. Kadro siyasi bilinçle inisiyatif kullanan insandır ve onun sahip olduğu siyasi bilinç, müdahalesini de bireysel keyfilikten arındırır. Bir devrimci, mücadelenin güncel görevlerinin yerine getirilmesi doğrultusunda hatalı görüşlerle mücadele eder; kişisel saldırılarda bulunmaz.

Devrimci bir gençlik örgütü mücadelenin gereklerine göre. biçimlendirilen en uygun işbölümünü içerir. İşbölümü, bir ekip faaliyetine yatkın siyasi kadroları gereksinir. Bu bakımdan kadrolar, mücadele içerisinde yoldaşlık ilişkilerini yaratmak zorundadırlar.

Siyasi kadrolar yalnızca savundukları politik çizginin militanı ve örgütçüsü değil, aynı zamanda devrimci hareketin öznesi ve yaratıcılarıdır da. Kendisini pratik üretimin olduğu kadar politik üretimin de öznesi olarak görmeyen bir siyasi kadro kitle çalışmasının politik gereklerini de yerine getiremeyecektir. Kadro çalışmasında ortaya çıkan politik üretime karşı isteksizlik ve bunu kendi işi olarak görmeme eğilimiyle mücadele edilmelidir. Politika üretimi bir yetenek değil, kazanılabilen/kazanılması gereken bir özelliktir.

Ayrıca ideolojik mücadelenin yanlış kavrayışları da politika üretim sürecinde ve özellikle kadroların eğitiminde kalıcı hatalara yol açmaktadır, ideolojik mücadele politik-ideolojik önermelerin çatışmasıdır; siyasi gruplar arası laf dalaşı değil.

Siyasi kadrolar kadro eğitiminde bilinçten çok imana itibar eden anlayışlara karşı da mücadele etmek zorundadır. Bu anlayışla örgütlenmiş kadrolar devrime pek az katkıda bulunurlar.

Son olarak, devrimciler yarının ilişkilerini bugünden örmek, yeni insanı bugünden yaratmak zorundadır. Bu her şeyden önce devrimciler arasındaki ilişkilerin, tüm egemenlik ve baskı ilişkilerinin tarihsel meşruiyetinin pratik yadsımasını hedeflemesi anlamına gelir. Öte yandan kitleler içerisinde bulunduğumuz her durumda ya da kitle çalışmasının tüm aşamalarında politik eylemin bireyi özgürleştirici niteliğini, geleceğin ilişkilerinin bugünden kurulabileceğini sonsuz bir açık yüreklilik ve özveriyle kavratmaya çalışmalıyız. Unutmayalım, hiç bir devrimci kendisinde olmayanı kitle çalışmasının herhangi bir unsurundan bekleyemez.