Kendi hikayesini kendi yazan her üniversiteliyedir bu çağrı mektubu

Bu değişiklik hepimiz için mi bir kişi için mi? Milyonların hayatını değiştirecek bu kararı kimin için vereceğiz? Başkanlık sevdalısının çıkarları ile milyonların yaşadığı sorunların çözümü bir ve aynı mı?

Değil. Nereden bakarsak bakalım, değişmez. Erdoğan bu değişikliği kendisi için istiyor. Ekonomiyi, halkın güvenliğini, yoksulluğu, özgürlükleri değil, kendini önemsiyor. En kötüsü de kendini garanti altına alma çabasını, memleketin en önemli meseleymiş gibi anlatmaya çalışıyor. İkna edebilir mi?

Hayır. İkna edemez, o yüzden mecbur bırakmak istiyor, manipüle ediyor. HAYIR’ın sesini kısıp, Evet’i hoparlörlerden duyurabilir. Peki milyonlarca üniversiteli, hayatının bundan sonrasını belirleyecek bu değişikliğe sessiz kalabilir mi? Bu baskılara, ayrıcalıklı seçim çalışmalarına seyirci kalabilir mi?

Hayır. Hayatımızın geri kalanını tek başına karar alıp uygulayan, denetlenemeyen birinin tiranlığına bırakamayız. Kendi geleceğimizi ülkenin kaderine bir tutup, ipleri elimize alacağız. Evet bir değişim şart. Ancak değişen, yaşam tarzımız, taleplerimiz, beklentilerimiz, umutlarımız olmayacak.

Bu gidişe dur denmeli. Omuz omuza verip ses yükseltilmeli. Gençliğin görevi, hareketlenmektir şimdi. Bu görev, kendimizi ve çevremizi değiştirmeyi arzular. Bu görev, fedakârlığı, bilgi edinmeyi, cesareti ve alçakgönüllü olmayı arzular. Bu görev, HAYIR saflarını seçmiş insanların birliğini arzular.

HAYIR demekle yetinemeyiz, HAYIR’ı anlatmak, HAYIR’a ikna etmek zorundayız. Arkadaşlarımız, komşularımız, ailelerimiz, akrabalarımız, sınıflarımız, yurtlarımız, evlerimiz, eski öğretmenlerimiz, eski dershanelerimiz her yer, herkes üniversite gençliğinin HAYIR’ı anlatma ve ikna etme cephesidir. Gittiğimiz her yere, konuştuğumuz herkese HAYIR’ı ulaştırmalıyız. Tek başımıza olsak da milyonlarla aynı duyguyu paylaştığımızı aklımızdan çıkarmayalım, yalnız değiliz.

Şu anda bir mahalle kahvesinde, içimizden biri ahaliye HAYIR’ı anlatıyor. Bir evde, ev oturmasına gelen komşularla zamlı faturalar konuşuluyor. Birimiz bilgisayar başında HAYIR videosu yapıyor. Gitar çalan arkadaş vapurda HAYIR bestelerini okuyor. Bir öğrenci yurdunda harıl harıl “ikna edilecekler listesi” hazırlanıyor. Bunlar oluyor, daha çok olacak, artacak ve üniversiteliler bunun için çalışacak.

Üniversiteli olmanın tüm artılarını, HAYIR kampanyasının güçlenmesine ve HAYIR’cıların artmasına harcamalıyız. Bilgisayarda, hitabette, bilgide, sanatta, kültürde, teknolojide, siyasette; sahip olduğumuz tüm yetenekleri, enerjimizi, emeğimizi kendimizin ve topraklarımızın geleceği için seferber edelim. Medyanın söyleyemediğini söyleyelip, ikna edelim. Mahallelerimiz, komşularımız, kadınlar, gençler, emekliler; herkes üniversitenin sesine kulak vermeli. Elimize kağıt kalem alarak işe başlayabiliriz. Görüşülecek, konuşulacak, ikna edilecek herkesi not edelim. Şimdi, tarihin bu anında. Her birimiz, milyonlarca kişilik bir HAYIR kampanyasının parçası ve uygulayıcısıyız. HAYIR bize, bizim olan bir gelecek sunuyor. Onu kendi ellerimizle yaratalım.

Bu mektubu, bu çağrıyı elden ele, dilden dile yayalım. Yapabiliriz, geleceği hep beraber kurabiliriz.