Köpekleşmenin tarihi: MIT, CIA, Kontrgerilla – Nisan, Mayıs 2007

Hrant Dink cinayetiyle beraber bu ülkenin devlet yapısına dair gerçekler bir kez daha yüzümüze çarptı. Cinayetin failleri olarak ortaya çıkan kişilerin emniyet, jandarma ve valilikle olan bağlantıları üstelik bu da yetmezmiş gibi katille çektirilen hatıra fotoğrafları daha önce birçok defa karşımıza çıkan kontrgerilla gerçeğine dair tartışmaları yeniden başlattı. Bugün derin devletin, büyüklere masallar kitabından bir alıntıymış gibi gerçeküstü(!) bir söylence olarak sunulmasının karşısında durmak ve gerçekleri tartışmak için kontrgerillayı doğru tanımlamak, geçmişte ve günümüzde nasıl işlevlendirildiğini bilmek gerekir.

Derin devlet yoktur, devlet vardır

Kontrgerilla denilince genelde devlet içerisindeki bir örgütlenmeden bahsedilir fakat durum çok daha farklıdır. Kontrgerilla 1950’lerin başında ABD desteğiyle, dünyada emperyalizmin çıkarlarına ters düşecek ulusal bağımsızlık hareketlerini bastırmak, denetimi altındaki işbirlikçi hükümetlere karşı gelenleri yıldırmak üzere oluşturulmuş teşkilatlardır, tek başına bir ordu veya özel kuvvet değildir.

Kontrgerilla, devletin ve emperyalist güçlerin yasal engeller, meşruluk gibi sebeplerden kaynaklı yapamadığı kirli işleri, siyasal cinayetleri, katliamları, yargısız infazları devlet adına yapar. Ordu ve emperyalist güçler kontrgerillanın çelik çekirdeğini oluşturur ve askeri olmayan yardımcı kuvvetler ( polis teşkilatı, MİT, politikacılar, sivil faşistler…) kontrgerilla hukukuna göre yetiştirilir. Kontrgerillanın görev bölüşümü “gerilla kuvvetlerinin büyük kısmını topyekün yok etmek veya bulundukları ortamdan uzaklaştırmak, arta kalanları takip etmek askeriyenin; ayaklanmaların örgütçülerinin teşhis edilmesi, sorgulanması ve mümkünse bir kısmının kontrgerilla teşkilatına ajanlaştırılması, polis ve adli sistemin; halk ile temas edebilecek alanlar yaratmak, yeni liderler seçip partiler kurarak halk arasında bulunan kontrgerillaya savaşçı olabilecek kimseleri bir arada tutmak siyasetçilerin işidir.” şeklinde yapılmıştır. Bahsi geçen işleyiş, mecazi bir kavramlaştırmadan öte, kontrgerillanın işleyişinin anayasal hükümler gibi madde madde belirtildiği, altında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın imzası bulunan, Amerikan ordu talimnamesinden kopyalanmış bir kurallar bütünü ifade etmektedir. Kontrgerilla hukukunda devlet adına işlenen her türlü adam öldürme, bombalama, işkence; özel tutuklama ve salıverme politikaları ile güvence altına alınmıştır. Mehmet Ali Ağca’nın kapatıldığı her hapishaneden kuş olup uçması, kontrgerillanın kirli işlerinin devamlılığı için teşkilat hukukunda belirtilen bir gerekliliktir. Kontrgerilla hukuku siyasal düzene egemen kılınmıştır. Birçok siyasi cinayetin, katliamın sorumlularının adı bilinmesine rağmen yargılanamamaları mevcut anayasal düzenin sınırlarını ve adilliğini de gözler önüne sermektedir. Burjuva devlet yapısının gereği olarak oluşturulan, parlamentodan, temsil mekanizmalarına, hukuk sisteminden askeri düzene kadar her alan daha başından itibaren emperyalizmle bağımlı ve halk üzerinde baskı ve zorbalık kurmak amacıyla kurulduğundan, derin devlet tanımı bir aldatmacadan başka bir şey değildir. Bugün derin devlet, devletin ta kendisidir.

Kontrgerilla ve Türkiye

2.dünya savaşı sonrası, soğuk savaşın Ortadoğu’daki hammadde kaynaklarının paylaşımı üzerinde yoğunlaşacağını bilen ABD, Ortadoğu’yu yakından denetlemek ve Sovyetler’deki komünizm tehlikesine karşı Türkiye’yi mali ve askeri açıdan desteklemek gerektiğini açıklamış ve Türkiye ile ABD arasında imzalanan antlaşmalar ile çok sayıda subay ve astsubay CIA’in eğitim merkezlerine gönderilmiştir. CIA, gerilla/anti-gerilla savaş teknikleri, istihbarat, işkence eğitimleriyle kontrgerillanın silahlı kuvvetlerden oluşan çelik çekirdeğini yetiştirirken; politikacı, siyasi parti, işçi-sendika, basın-yayın kuruluşları, mafya ve faşist örgütlenmelere gizlice akıttığı paralarla ülke içinde istediğinde harekete geçebilecek sivil faşist kadroların temelini oluşturmuştur. (Hrant Dink cinayeti zanlısı Yasin Hayal’in bomba yapımını Çeçenlerden öğrenmiş olması ve Danıştay baskınından sorumlu Alpaslan Aslan’ın en yakın arkadaşının Çeçenistan’da savaşmış olması, CIA’in bir dönem Rusya’ya karşı Çeçenistan’da savaşmak üzere islamcı-faşist gruplardan topladığı askerlerin ülkelerine döndüklerinde ne işe yaradığının en açık göstergesidir.) Türkiye’deki terör, işkence ve darbe uzmanları, siyasi polis şefleri, ünlü MİT’çiler, Terörle Mücadele ve Harekat Dairesi, Özel Tim yöneticilerinin hepsi CIA okullarından diplomalıdır.

Türkiye’de ilk kontrgerilla faaliyetleri NATO’nun Türkiye’ye girişiyle başlamıştır. Türkiye gibi yeni sömürge ülkelerde, emperyalizmin yapısal ve ekonomik programlarının hayata geçirilebilmesinin aracı kontrgerilladır. ABD 1950’de yaptığı “Marshall Yardımı”yla kontrgerillanın çelik çekirdeği orduyla, doğrudan temas kurmuş ve 1952’de kontrgerillanın ilk görünür kurumu olan Genelkurmay’a bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu kurulmuştur. Bu süreçle “sömürge tipi faşizmin tüm kurumsal yapılanması oluşturulmuştur. Tüm siyasal ve demokratik hakların gasp edildiği Mussolini ve Hitler diktatörlüğüyle bilinen açık faşizmden farklı olarak sömürge tipi faşizmde halka temsili demokratik haklar tanınır. Halk demokrasi oyuncaklarıyla oyalanırken, gizli faşizm koşulları işler ve kontrgerilla özel savaş tekniklerini kullanarak emperyalist bütünleşmeye ve devlete karşı tehdit oluşturanları, halkı uyandırmaya çalışanları giyotinden geçirir. Halk muhalefetinin tırmandığı ve oligarşinin yönetim krizini aşamadığı durumlarda askeri darbelerle faşizmin demokrasi maskesi düşer. Türkiye’de açık ve gizli faşizm süreçleri iç içe işlemektedir. 80 sonrası 3 yıl devam eden açık faşizm koşulları sonrası devlet artık klasik darbe modellerine ihtiyaç duymamış, yarattığı sürekli kriz ortamında “postalsız darbeler” yapmıştır.

Sömürge tipi faşizmde Gladio (1990’dan sonraki ismiyle Özel Kuvvetler Komutanlığı) kontrgerillanın yerüstü örgütlenmesini oluştururken, yer altı örgütlenmesinde faşist yapılar bulunmaktadır. Sivil faşistler kontrgerillanın köpekliğini yapma karşılığında devlet ve emperyalistlerden para ve silah yardımı alır, uyuşturucu ticareti serbestliği kazanırlar. Bugün tüm mafyanın faşistlerin elinde olması bunun en açık kanıtıdır. Kontrgerillanın sivil faşist yapılanmasında en çok adı geçen isimlerinden olan 60 cuntacısı Türkeş, parti gençlik kollarının komando kamplarında eğitilmesinden, fakültelerde ülkücü dernekler kurmaya kadar birçok alanda yürüttüğü örgütlenme faaliyetiyle Türkiye’deki sivil faşizmin kurucularındandır. Kamplarda yetiştirilen ülkücüler, solcuların karşısına ilk kez 68’de olmak üzere dönem dönem çıkartılarak iç savaş ortamı yaratılmıştır. Temel ayakları Özel Harp, MİT, yargı ve dışişleri bürokrasisinde olan kontrgerillanın içinden son yıllarda yükselen çatlak sesler, bu kurumlardaki değişime bağlı olarak kontrgerilla içindeki görev bölüşümlerinin yenilendiğini göstermektedir.

Kızıldere katliamı, Maraş ve Çorum’da yüzlerce kişinin öldürülmesi, 16 Mart’ta İstanbul Üniversitesi’nde devrimci öğrencilerin, Bahçelievler’de 7 TİP’li gencin öldürülmesi, 1 Mayıs 77’nin kana bulanması, Sivas’ta aydınların yakılması, Gazi katliamı, fiemdinli’de kitabevi bombalanması, Hrant Dink gibi onlarca aydın, bilim insanı, gazeteci, sendikacının, binlerce devrimci, demokrat, yurtseverin katledilmesinde tetiği çeken CIA destekli, Genelkurmay merkezli kontrgerillarının ta kendisidir. Ve ülkemizde barış ve kardeşliğin inşa edilmesi için kontgerillanın yıkılması gerekmektedir.