ODTÜ ÖTK’nin Örgütsel Yapılanışı*

ODTÜ-ÖTK’nin en yetkili karar alma ve yürütme organı, Yürütme Kurulu’dur. Dokuz kişiden oluşan yürütme kurulunun üyeleri doğrudan doğruya bütün üniversite öğrencileri tarafından seçiliyor.

Bölüm Temsilciler Konseyi ise, ÖTK’nin danışma ve denetim organını oluşturuyor. BTK üyeleri, doğrudan doğruya ilgili birimin öğrencileri tarafından seçiliyor ve birer bölüm temsilcisi, Hazırlık okulu temsilcisi ve yurtlar temsilcisinden oluşuyor.

ODTÜ-ÖTK’nin en geniş danışma ve denetim organı olan Temsilciler Meclisi ise, öğrencilerin doğrudan seçtiği sınıf temsilcileri, Hazırlık okulu temsilcileri, yurt temsilcileri, BTK ve YK üyelerinden oluşmakta.

Öte yandan yürütülen, akademik, ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetlerin demokratik işleyişin sağlıklılığı için alt örgütlenmeler de gerçekleştirildi. Bunlar, ODTÜ’deki akademik demokratik veya ekonomik sorunlarına eğiliyor, çözümler arıyorlar. Bunlara, Temsilciler Meclisinden bir veya birkaç üye söz hakkı ile katılırlar. Bu komitelerden başka sanat ve kültür faaliyetlerinin daha etkin bir biçimde sürdürülmesini ve eğitimin çok yönlülüğünün en geniş kesimlere kavratılması, bunların etkin katılımının sağlanması için ÖTK Sosyal Kulüpler Topluluğu kuruldu. Sosyal Kulüpler Topluluğuna bağlı olarak 10’un üstünde kulüp ve topluluk faaliyet gösreriyor. SKT’nin en üst yönetim organına faaliyet gösteren kulüplerin yönetim kurullarından birer kişi ile Yürütme Kurulundan bir üyenin başkanlık ettiği SKT Yönetim Kurulu.

1 Mart 1978 tarihinde çıkardıkları ODTÜ-ÖTK Bülteninin birinci sayısında, çalışma programlarını açıklıyorlardı.

ÖZERK-DEMOKRATİK ÜNİVERSİTE MÜCADELEMİZ

Bugüne kadar çeşitli vesilelerle defalarca tartıştığımız Özerk ve Demokratik Üniversite kavramı ve bu uğurda mücadele açıktır ki tüm arkadaşlar tarafindan yeterince anlaşılamamıştır. ODTÜ öğrencilerinin örgütlü gücü ÖTK, kendisinin temel eylem platformunun, dolayısıyla varlık nedenini teşkil eden bu mücadelenin tek dayanağı olan ODTÜ öğrencileri tarafından doğru bir şekilde kavranmasını ivedi bir görev olarak görmektedir.

Her şeyden evvel Özerk ve Demokratik Üniversite talebi burjuva demokratik bir taleptir. Ve burjuvazinin devrimci olduğu, üretici güçlerin süratle ve özgürce gelişmesinin burjuvaziyi güçlendirdiği, kapitalizm koşullarında, öğrenim kurumlarının genel olarak özerkliğinden bahsetmek mümkündü. Ancak, üretici güçlerin gelişmesinin, burjuvaziyi adım adım ölüme yaklaştırdığı kapitalizmin can çekişme dönemi olan emperyalizm döneminde, burjuvazi her alanda olduğu gibi, eğitim alanındada daha önce kendisinin başını çektiği tüm burjuva demokratik kurumların baş düşmanı kesildi. Ve tüm demokratik talepler gibi eğitimin özerkliği talebininde savunulması, sosyalistlerin öncülüğünde gerçekleşebilir bir sorun haline geldi. Burada Lenin’in emperyalizm döneminde, demokratik mevziler elde etmenin mümkün fakat zor olduğuna ilişkin görüşlerini aktarmayı bir zorunluluk sayıyoruz. Eğitim kurumlarının özerk olması, bilimin özerk olmasi siyasi iktidarı elinde bulunduran sınıfların tarihsel konumuyla ilgili bir sorundur. Tarihi olarak ilerici olan bir sınıf, yani üretici güçlerin alabildiğine gelişmesini savunan bir sınıf, zaten bilimin kendi çıkarları doğrultusunda işlemesi için ayrıca bir çabaya girmez, çünkü bilimin temel görevi ve hakim sınıfin yönelimi çakışmakta, bilim objektif olarak hakim sınıflar lehine işlemektedir.

Ama ne zamanki; egemen sınıflarin eğilimi, üretici güçlerin ve bilimin gelişmesine ters düşmektedir, egemen sınıfların siyaseti ile bilim arasındaki objektif bağlar yok olmuştur, o zaman bilimin, eğitim kurumlarının özerkligine saldırılar başlamıştır.

Mesele böyle konduğundan özerk ve demokratik üniversite kavgasının, çok yönlü, uzun ve güç, aynı zamanda burjuvaziye rağmen bir mücadele olduğu anlaşılır. Özerk ve demokratik üniversite kavramının ise daha yüksek not almaktan, biraz daha özgür bir ortam yaratmaktan çok daha geniş, karmaşık bir olay olduğu anlaşılır.

Bu mücadelenin, anti-faşişt mücadele ile, dolayısıyla siyasi iktidar mücadelesiyle bağlarını ortaya koymak için ayrı bir çabaya gerek yoktur. Gençliğin en ufak talepleri karşısında dahi siyasi iktidarlar bu uğurda mücadeleleri kanla bastırarak farklı hedeflere yönelen bu mücadeleler arasındaki objektif bağları bizzat kendileri sergilemektedir. Özerk demokratik üniversite mücadelesi, bir kurum olarak özerkliğin elde edilmesi uğruna mücadele yanında, egemen sınıflara bağımlı ve çarpık bir eğitimin açtığı yaraları kapatmaya, oluşturdukları boşlukları telafi etmeye çalışır. Eğitimin anti-demokratik olmasının sonucu olan akademik kıyımlara karşı koydugu gibi, emperyalist eğitim politikasının geniş üniversite gençliğini kişiliksizleştirmeye çalışmasınada göğüs gerer.

Meseleye ancak böyle bir yaklaşım: bir rektörün niçin üniversitede diskotek açtığını ve esrar dağıttığını anlaşılabilir kılar.

Bunun karşısında devrimcilerin önderliğindeki özerk demokratik üniversite mücadelesi, öğrencilerin yeteneklerinin açığa çıkarılması, sosyal biçimlenişlerinin özgürce olması amacıyla, çeşitli sosyal faaliyetlerin kurucusu ve geliştiricisi olacaktır.

Soruna böyle bir yaklaşımla özerk ve demokratik üniversite mücadelesinin çok değişik kesimlerin kendi yetenekleri ve imkanları doğrultusunda, değişik oranlarda yaptıkları katkıların, devrimci bir önderlik tarafından muazzam bir güç haline dönüşmesi ile sürdürüleceği açıktır. Elbette bu katkıların sağlanması ve bir güç haline gelmesi, onların örgütlü bir şekilde özerk ve demokratik üniversite mücadelesi rotasına aktarılmasına bağlıdır. Bu amaçla ODTÜ’de çeşitli çalışmalar çok önceden beri sürdürülmektedir. Kurulan çeşitli komitelerin çalışmaları hepimizin hatırındadır. Direniş öncesi ve içerisinde o komitelerin yaptığı çalışmalar mücadelemize olan katkıları kamuoyu oluşturulmasında büyük önem taşımıştır. Bugünde aynı doğrultuda çalışmaların sürdürülmesi amacıyla komiteler yeniden örgütlenmektedir. Aşağıda daha geniş açılacak olan bu komitelerin çalışmalarına tüm arkadaşların katılmasını diler devrimci selamlarımızı iletiriz.

AKADEMİK FAALİYETLER KOMİTESİ:

İçinde yaşadığımız toplumun insanları olarak sınıflar arası ilişki ve çelişkilerden kaynaklanan sorunlarımız var.

Günlük yaşantımızda kimimiz bu sorunların bilincine vararak, kimimiz ise hiç olmazsa bunların yüzeysel etkisinden sürekli bir tedirginlik içindeyiz. Toplumsal sorunların verdikleri kavga, sömürenlerle sömürülenlerin kavgası olarak somutlaşıyor. İşte bu ortamda tüm bireyler kaçınılmaz olarak saf tutuyorlar.

İIlerici, yurtsever, devrimci öğrenciler olarak sınıflar savaşının kendi özel koşulları ve biçimlerine paralel olarak üzerimize nasıl yansıdığını her gün hayatın canlı pratiğinde görmekteyiz. Daha dün ODTÜ’yü yukarıdan aşağıya faşistleştirme girişimlerini tek bir yürek tek bir yumruk olarak boşa çıkardık, örgütlülüğümüzü güçlendirdiğimiz oranda özerk ve demokratik üniversite kavgamızda demokratik mevziler elde edebiliriz, örgütlülüğümüz içerisinde gündeme getirdiğimiz komiteler ve bu komitelerden biri olan Akademik Komite bu anlayışın ürünüdür. Komite olarak çalışmalarımızı kısa ve uzun vadeli çalışmalar olarak iki alt başlık altında toplayabiliriz.

1) Kısa vadede:

a- Akademik baskıların alabildiğine yoğun olduğu bir dönemdeyiz. Bu baskıları asgariye indirmek, arkadaşların ders çalışmaları dışında diğer kültürel ve sosyal faaliyetlere zaman bulabilmeleri için her bölümün özgül koşullarına paralel olarak ders notlarının merkezi bir şekilde çoğaltılıp dağıtılması.

b- Mart ayı içerisinde gündeme getireceğimiz bir dizi kurs. Bu kursları öğretim üyelerinin onayı ve desteğini sağlıyarak sistemli olarak vermeye çalışacağız.

c- Okulumuzda daha önce gündeme getirilen fakat yeterli ölçüde hayata geçirilemiyen ODTÜ mezunlarına iş bulma imkanlarının yaratılması, bizlerinde katılmasıyla birlikte bir canlılık kazanarak hayata geçmeye başladı. Bu konuda önümüzdeki günlerde Akademik komite ve Halkla İlişkiler’in birlikte hazırladığı bir anket arkadaşlara verilecek.

2) Uzun vadede:

Akademik komite olarak bundan sonraki çalışmalarımızın helozonik bir şekilde kendini sürekli olarak yeniden üreterek yükselmesi için arkadaşlarin bu komiteler içerisinde yer alarak çalışmalarımıza katılmasını ve eleştirilerini bekliyoruz

SOSYAL FAALİYETLER KOMİTESİ:

Özerk ve demokratik mücadelemizin bir parçasıda, tek tek bireyler üzerinde egemen olan, burjuva ideolojisinin ve sanat anlayışının kırılmasıdır. Bireylerin kültürel ve sosyal faaliyetlerinde yaratıcı olmaları, her türlü ürünlerini bilimin hizmetine vermeleri sağlanmalidir. Bu anlamda, her türlü baskıya göğüs germiş ve germekte olan ODTÜ öğrencileri olarak bizler, örgütlü ve aktif bir şekilde tüm sosyal ve kültürel faaliyetlere katılmak zorundayız. En ufak çalışmamızın bile özerk ve demokratik üniversite mücadelesine katkısı olacaktır. Üniversitede arkadaşlarin yeteneklerini değerlendire bilecekleri her türlü çalşsma imkanını sağlamak ve bu çalışmaları yönlendirmek ÖTK’nin tüzük ve programında yer almaktadır.

Sizlere kısaca bu çalışmalar konusunda bilgi verelim. “ODTÜ OYUNCULARI”, “TİIYATRO KULÜBÜ” direnişimiz boyunca “Gelin Görün” adlı oyunlarıyla, faşizme ve onun kuklası Hasan Tan’a karşı olan mücadelemizi Türkiye’nin dört bir yanında duyuran bir topluluk olmuştur. Bu günlerde “Şili’de Av” adlı oyunu devrimci bir yorumla hazırlıyor. Faşist Cuntanın Salvador Allende yönetimini devirdiği günlerdeki baskı ve terörün yansıtıldığı bu oyun Nisan başlarında hazır olacak. Bu oyunu tanıtacak afişler bir yarışma ile belirlenecek ayrıca ODTÜ direnişi ile ilgili bir oyun ve Mayıs başında amatör tiyatroların katılacağı bir şenlik organizasyonu da bu topluluğun çalışma programında yer alıyor.

ÖTK SPOR KOMİTESİ ise yönetimle birlikte bir ay sürecek bir şölen organize etmiştir. Bu sölen sırasında, Fakülteler arası yarışmalar dışında, sporun tüm yığınları kapsaması doğrultusunda, haftanın her günü arkadaşlara malzeme sağlanarak spor yapmaları için hazırlıklar tamamlanmıştır.

MÜZIK TOPLULUĞU üç ayrı dalda yürüttüğü çalışmalarının yanında, müziğin devrimci işlevini ortaya koymak amacı ile koro çalışmalarına başlayacaktır. Koro çalışmalarına katılımın sağlanması, koronun devrimci işlevini yerine getirmesi açısından gereklidir.

Henüz çalışmalarına başlamamış olan FOTOGRAFÇILIK KULÜBÜ var. Bu kulübün çalışmaları, en kısa zamanda yer sağlanarak başlanacakıir. Direnişimizin ilk dönemlerinde faşizmin teşhiri için oldukça başarılı bir şekilde kullandığımız bir aracımızdı KARİKATÜR. Şimdilerde bu aracı doğru bir hedefe yöneltmek yolunda çalışmalar en geniş bir şekilde katılımın sağlanmasıyla devam ettirilmekte. ÖTK Karikatür Kulübü bu dalda yetenekli arkadaşların ortaya çıkartılması, eserlerinin sergilenmesi için çalışacak. İlk adım olarak klüp sergi salonunda geçmiş günlerde bir sergi açtı.

Bu topluluklarin yanı sıra Mekanik, Doğa, Dağcılık, Elektronik, Havacılık ve Füze, Satranç ve Halk Bilimleri Toplulukları çalışmalarına devam ediyorlar.

Ayrıca birim dernekleri ve ÖTK ortaklaşa çalışması sonucu çeşitli film gösterileri ve sergiler düzenliyor. FEFÖD ile birlikte düzenlenen Arnavutluk resim, Grafik ve Pul sergisi, Yeraltı Maden İş “Aşkale Grevi” Fotoğraf sergisi bunlardan birkaçı.

Her türlü kültürel ve sanat faaliyeti sizlerin en geniş katılımı ile sağlanacaktır. Çalışmak ve eserlerini, yeteneklerini degerlendirmek isteyen tüm arkadaşları bekliyoruz. Yaptığımız ve yapacağımız her çalışmada öneri ve eleştirileriniz örgütlü mücadelemizi pekiştirecektir.

(*)ODTÜ-ÖTK Bülteni, 9.Sayı 1, 1 Mart 1978

Kaynak: ODTÜ TARİHÇE 1956-1980/ Nurettin Çalışkan/ Editör: Aykan Sever (Kaynağın kullanımına izin veren Aykan Sever’e teşekkür ederiz)