Üniversitelerimizi Terketmiyoruz – İ.Ü Hukuk Fakültesi Terk Etmeme Eylemi

AKP iktidarının ÜAK-rektörler ve YÖK’le ipleri koparıp meclise kendi hazırladığı YÖK yasa taslağını getireceğini açıklaması, mayıs ayının ilk haftasına damgasını vurdu. Bna rağmen üniversite üzerinde egemenlik kavgasının yarattığı kriz, gittikçe derinleşip üniversiteyi sararken, ‘üniversite bileşenleri’ kendilerinden beklenmeyecek bir sessizlik içinde sürecin dışında kalıyorlardı. Sürece ilk müdahale Öğrenci Koordinasyonu’ndan geldi.

Türkiye Üniversite Öğrencileri Koordinasyonu’nun 7 Mayıs’ta İstanbul’da gerçekleştirdiği Demokratik Üniversite Kurultayı‘nın arkasından İ.Ü. Hukuk Fakültesi’nde yaptığı üniversiteyi terk etmeme eylemi, üniversite bileşenlerinin tümünün taleplerini içine alan fiili, meşru, militan eylem tarzı ile üniversitenin sessizliğini kırdı ve yüzlerin üniversiteye çevrilmesini sağladı.

Üniversite bileşenlerinin bir araya gelerek üniversiteye dair sözlerini, taleplerini ortaklaştırdıkları ve gündemde ki YÖK Yasa Tasarısına karşı mücadele çağrısını yükselttikleri kurultayın hemen ardından Öğrenci Koordinasyonu’ndan öğrenciler kurultaya katılan akademisyenlerle birlikte Beyazıt Merkez Kampüs kapısında yaptıkları basın açıklamasıyla kurultayın sonuç bildirgesini deklere ettiler. Sonuç bildirgesinde, YÖK yasası geri çekilmelidir diyen üniversiteliler, üniversiteler üzerinde sürdürülen gerici iktidar çatışmasına ve üniversitelerde sermaye egemenliğini temel alan YÖK yasa tasarısına karşı, bir uyarı eylemi olarak, üniversitelerini sabaha kadar terk etmeyeceklerini açıkladılar.

Daha sonra Hukuk Fakültesi’ne geri dönen öğrenciler, fakültenin içinde alternatif üniversite tartışmasına devam edip il deneyimlerini birbirlerine aktardılar ve fakülte bahçesinde halaylar türküler ve sloganlarla eylemlerine devam ettiler. Rektörlük temsilcilerinin eylem alanına gelmesiyle yapılan görüşmelerde üniversiteliler eylemin amacını anlatarak ancak ertesi gün sabah 8.00’da kurultayın 2. gün etkinliği olan Boğaziçi Üniversitesi’nde ki şenliğe gitmek için üniversitelerden çıkacaklarını o saate kadar üniversite içinde kalacaklarını söylediler. Aralıklarla yapılan görüşmelerde herhangi bir problemin yaşanmasını istemediklerini söyleyen rektörlük temsilcileri gece 3:00’de Nur Serter başkanlığında öğrencileri kontrol ettikten sonra 3:30’da polisi üniversite içine alarak üniversitelilere yönelik şiddetli bir gece baskınına izin verdiler. Daha sonra gözaltı tutanaklarında Nur Serter’in polisi henüz öğrencilerle konuşurken saat 23.00’da çağırdığı öğrenildi. Polis üniversitelilerin içinde bulunduğu amfinin kapısını kırarak içeriye 20-30 adet gaz bombası attı. Gaz bombaları amfinin kapısını tutuştururken polis nefessiz bıraktığı 168 öğrenciyi, saldırarak gözaltına aldı. 7’si ağır onlarca üniversiteliyi yaraladı. Gece baskınının üzerine ertesi gün öğrencilere destek olmak için çeşitli eylemler düzenlendi. Beyazıt’ta öğretim elemanları İzzettin Önder, Gencay Gürsoy ile Halkevleri, TMMOB, KESK, DİSK, TTB‘nin katılımı siyasal partilerin desteğiyle yapılan basın açıklamasında, Boğaziçi Üniversitesi’nde şenliğe katılacak sanatçıların da katılımıyla gerçekleştirilen eylemde, Ankara’da yapılan basın açıklamasında üniversitelilerin talepleri ve yaptıkları eylem sahiplenildi. İ.Ü. yönetiminin ve polisin tavrı kınanırken YÖK yasa tasarısının geri çekilmesi istendi.

Eylemin Gösterdikleri

Üniversiteyi terk etmeme eylemi üniversiteye yönelen saldırıların karşısında üniversiteyi sahiplenmenin eylemidir. Koordinasyon bir yandan akademik–demokratik talepler üzerinden örgütlediği kurultayı hayata geçirirken diğer yandan Genelkurmay Başkanı’nın muhtıra niteliğinde ki açıklamasıyla birlikte üniversite üzerinde ki egemenlik kavgasının en kızıştığı noktada, güncel politik çatışmayı doğru kavramış ve üniversiteliler adına sürece siyasi bir müdahalede bulunmuştur.

Egemenler arası krizin üniversiteye tam bir meşruiyet krizi olarak yansıdığı bir süreçte terketmeme eylemi üniversiteliler tarafından meşru bir eylem olarak kabul edilmiştir ve meşru olmayanı; üniversitede polisin varlığını ve polis idare işbirliğini görünür kılmıştır. Ama en önemlisi AKP’nin ve üniversite ki gerici kastın demokratik üniversite söylemini yere çalmıştır. Üniversiteler üzerinde kurulan baskıcı faşist iktidar yapısını sorgulatması ve düzenin demokrasisinin sınırlarını göstermesi eylemin başarısıdır.

Salt akademik talepler etrafında örülecek bir mücadele programının sistemin çizdiği sınırlara er geç çarpacağı gerçeğiyle Demokratik Üniversite Kurultayı başından sonuna kadar demokratik üniversite mücadelesinin bir parçası olarak örgütlenmeye çalışılmıştır. Terk etmeme eyleminde üniversiteliler, sistemin kendilerine verdiği ‘dış kapının dış mandalı’ misyonunu reddederek, ‘üniversiteler bizimdir’ demiştir. Üniversiteyi neo-liberal politikalarla yeniden yapılandırma çalışmalarına ve üniversitenin siyasi iktidarla kurduğu ilişkinin karşılıklı yarattığı çatışma düzlemine müdahale etmişlerdir. Eylem sonuçları itibariyle üniversitede demokrasi mücadelesinin akademik mücadele ile ayrışamayacağını bir kez daha göstermiştir.

Eylem yarattığı etki ve fiili militan eylem çizgisine yaptığı çağrıyla birleştirici bir eylemdir. Üniversiteden hiç sesin çıkmadığı bir sırada terketmeme eyleminden sonra üniversitelilerin talepleri ülke gündeminde yer bulmuş, toplumsal muhalefetteki kayıtsızlık ve ortada kalma durumu bir nebzede olsun kırılmış, çeşitli demokratik kitle örgütleri, meslek odaları ve sendikalar YÖK yasa tasarısının ve yapılan polis saldırısının karşısında üniversitelilerin söylemlerinin arkasında durmuşlardır. Ankara Eğitim-Sen’in başlattığı eylem süreci ve üniversitelilerin ortak örgütlediği eylemler terk-etmeme eyleminin YÖK yasasına karşı mücadelede kırılma değil hareketlilik yarattığını göstermektedir.

Kurultay sürecinin ilk ayağını oluşturan anket çalışmasına katılan on binlerce üniversitelinin %90’ı, üniversitelerde söz, yetki ve karar hakkı istediklerini söylemişlerdir. Oysa bugün üniversite sisteminin düzenekleri, değil üniversitelilerin söz yetki karar hakkı talebine yanıt vermek üniversitelileri sürekli dışlamaktadır. Sistem en küçük bir hak alma mücadelesini dahi şiddetle bastırmaya çalışmaktadır. Kurultay ve terk etmeme eylemi bir kez daha göstermiştir ki, sistemin üniversitelilere yanıt veremediği noktada başlayan çatışma, bugün, demokratik üniversite mücadelesinde fiili, meşru, militan eylem tarzı dışında bir seçenek bırakmıyor. Bugün üniversiteler üzerinde ki iktidar kavgası her alevlendiğinde açığa çıkan kriz durumu, geride daha da derinleşen başka bir krizi bırakarak sunni bir uzlaşma görüntüsü altında yatışıyor. Sonuçta üzerinde o kadar kavga gürültü koparılan YÖK yasası da cumhurbaşkanının vetosundan sonra geri çekildi. Ancak ne üniversitenin içinde boğulduğu sorunlar çözüldü ne sermayenin üniversiteler üzerinde uygulamak istediği politikalar değişti ne de üniversite uğruna çarpışılan bir iktidar alanı olarak cazibesini yitirdi. Üniversitelilerse şimdi bir başka bahara ertelenen çatışma için biraz daha tecrübeli…